Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

"Taşları Yerinden Oynatanlar: Kürt Çocukları ve Siyaset" Toplum ve Kuram

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu

“TAŞLARI YERİNDEN OYNATANLAR: Kürt Çocukları ve Siyaset”

Toplum ve Kuram Dergisi

(Lêkolîn û Xebatên Kurdî)

Sayı: 2 Güz 2009

            Çocukluk bilindiği gibi çok yeni bir kategoridir, 17. yy’dan önce çocukluk evresi olarak herhangi bir kurumsallaşmadan söz etmek güç, çocuk ailenin bir parçasıdır ve işgücüne katılır. Okullaşma da söz konusu değildir. Ancak çocukluğun kabul edilmesi burjuvazisinin ortaya çıktığı yıllara denk gelir. Tabii ki çocukluğun kabul edilmesi, çocuklar için her şeyin iyi gittiği anlamına gelmez. İngiltere’de baca temizlemek için kullanılmasına kadar varacak kadar kötü şartlarda yaşamaktadırlar. Hafızamızı bu konuda birazcık zorlamamız herhalde yeterli olur. Tabii ki burjuva çocukları dışındakiler!

            1800’lerin sonlarından itibaren Avrupa’da da olduğu gibi Türkiye topraklarında da okullaşmadan söz edebiliriz. Abdülhamid döneminde bir çok okul açılmıştır. Cumhuriyet döneminde –Doğu bölgeleri saymaz isek- okullaşma oranı artmıştır. Ancak şu soruyu sormalıyız: Türkiye’nin Batısı için akan tarih, Doğusu için aynı mı akmıştır?

             Sosyal bilimlerde “Kürtlere yer açılması”, “Kürtlerin de sosyal bilimlere açılması” şiarıyla yola çıkan Toplum ve Kuram Dergisi’nin ikinci sayısı, dosya konusu olarak bugünlerde de medyada yaşından büyük cezalarla gündem olan "taş atan çocuklara" ayrılmış; farklı bir yöntemle! Dergi, sosyal bilimleri sadece büyük Kürtlere değil, küçüklerini de açıyor.

            Haydar Darıcı “Şiddet ve Özgürlük, Kürt Çocuklarının Siyaset” makalesinde Türkiye’deki çocukluk imgesinin tarihsel gelişimini sorguluyor. “Sezercik, Ömercik ve Ayşecik” olarak tanıdığımız masum çocuklük imgesi ne zaman hırsızlık, kapkaçcılık yapan kötü çocukluk imgesine dönüştü? Ne zaman taş atan çocuğa evrildi? Çocukların çocuk olmayı unuttukları; onlara çocuk olduklarını ve mayınla değil de topla oynamaları gerektiği ne zaman fark edildi? Darıcı Kürt çocuklarının Kürtlük kimliğiyle politikleşmesini ve onları politik mücadeleye iten nedenleri, mücadeleyi dönüştürmelerini… Adana’daki zorunlu göçle kurulan Göndoğan Mahallesi’nde yaptıkları gözlemlere dayanarak anlatıyor. Sözü çocuklara bırakmadan önce Darıcı’nın sonuç kısmında sorduğu soruyu sizlerle paylaşmak istiyorum: Düşük yoğunluklu savaşın, Kürt açılımının gündem olduğu bugünlerde taş atan çocuklarının önerdiği siyaset ne anlama geliyor?

 

            H. için çocukluk şu anlama geliyor: “Hayatını yaşamak, şimdi biz geziyorduk, baktım herkes yüzüyor havuzda biz de girdik yüzdük. Şimdi çocuğuz ya biz, şimdi bir kişi bir şey yapmıyor, biz de o oyuna katılıyoruz…. Bence çocukluk güzel bir şey…. Büyük olunca başındaki dertler , yok elektrik parası, yok su parası. Yok şunun vergisi, yok eve masa alacan, başına bin bir çeşit dert açılıyor. Ama benimki tam çocukluk değil, yarı yarıya. Yarı çocukluk yarı siyaset. Bazen eğleniyoruz, gidiyoruz yüzüyoruz, mahaleninn çocuklarıyla geziyoruz. Bazen de eylem mi var mahallenin çocuklarıyla yola çıkıyoruz.”

            M: “Şey, jandarmalar kapattı. Orada şey oldu, baskın yaptılar, bir tane bizim akrabımız öldü işte, şehit oldu orada. Şimdi ondan önce de amcamı gerillalara yardım ve yataklıktan onu yakalamışlardı, elektrik verdiler ona, ciğerleri artık iflas etti, orada öldü artık. Biz de dayanamadık. Bir de hatta benim bir yengem var, polisin biri üstüne çağırmış ona, ona pislikler yapmış, tecavüz falan ediyor. Çağırmışlar ama bir polis yani iyi olanlar da varmış, almış onu evini sormuş, işte sonra buraya gelmişler…”

            E: “Yani ona (devlete) tepkimiz her zaman olacak yani. Olmaszsa bile, başaramazsak bile, bir şey kazanamazsak bile her zaman tepkimiz olacak yani.”

 

Toplum ve Kuram dergisi için ayrıntılı bilgi: http://www.toplumvekuram.org/