Çatı Partisi ve siyasi yeterlilik...



Her geçen gün, her yeni olay gösteriyor ki yeni siyasal oluşum ve açılımlara ihtiyaç var.

Tersanelerdeki kötü iş koşullarından dolayı ölüme terk edilen işçiler, büyüyen işsizler ordusu, karın tokluğuna yaşayan milyonlar, artan pahalılık, hiç yere vurduğu genci, hastaneye kaldırmasınlar diye silahıyla başında bekleyerek can çekişini izleyen polis gerçeği bu ihtiyacın içinde... Muhatabı olmadığı için sorunlar; her gün yeni kanamalara, yeni travmalara yol açıyor. Leninist teze göre 'devrimci durum' diye tabir edilen 'olgun şartlar' da, tamamlayıcı 'sübjektif şartlar' oluşmuyor... Demokratik değişim kaygısı yaşayan 'ileri unsurlar'; 'somut şartların somut tahlili' üzerinden ileri adımlar atmadığından, süreci geriden izleyerek yedekleniyor...

'Çatı Partisi' gibi önemli/ivedi çalışmayla aşılmak istense de, çalışmaların daha çok 'teknik' kaldığı, toplumsal değişim stratejisinin özü, öz gereksinimi olarak alınmadığı görülüyor...

* * *

İlgili parti, sendika ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerini gazetemiz Alternatif'ten izlemeye çalışıyorum. Çatı Partisi'nin olası bileşenleri arasında gözüken birey, parti ve çevreler genellikle olumlu cümleler kuruyor ve uzatılan mikrofona kulağa hoş gelen şeyler söylüyor...

Buradan bakıldığında 'bu iş olacak' gibi... Olmalı da. Tüzel'in dediği gibi 'başlangıçta ideal bir bileşim de olmayabilir...' Zaten olamaz da, zaman gerekir. Ancak ertelemeleri, sarkıtmaları, işi yavaştan almaları kabullenmeyecek 'zaman'!

Ancak önemli sorunlar var ve bu sorunlar ortaya kanmadan, karşılıklı ön yargılar kuşku ve güvensizlikler itiraf edilmeden (aşılmadan demiyorum; aşılması zaman alabilir, önce itiraf edilmeli, ortaya konmalıdır) Çatı Partisi gibi ciddi, beklentileri büyük bir adımın temelleri de sağlam atılmış olamaz.

* * *

Yani?

'Yani'si, 'zülfüyara dokunmak' gerekiyor. Öncelikle genel bir olumsuzluğu anmak istiyorum. Çatı Partisi, Kürt siyasal yapılarının kendilerini önemli oranda tekrarlayarak aşama yapmada zorlandıkları; Türkiye demokrasi güçlerinin ise, AKP 'açılımları'na fazlasıyla angaje olduğu (karşı olduklarını söyleseler bile); demokratik seçeneği geliştirmekten çok, gözünü 'AKP çözümü'ne diktiği, hatta bir biçimde parçası olduğu şartlarda geliştirilmeye çalışılıyor...

Bu bir dezavantaj. Dezavantajın avantajlı yönü, angaje hali, siyasal eylemsizliğe (giderek teslimiyete) dönüşmeden, alternatifleşmesi sağlanabilir.

İkincisi; başta 'seçim ittifakları' irili ufaklı bazı girişimlerin istenilen sonucu yaratmamış olması birlik çalışmaları açısından belleklerde yer edinen önemli bir diğer dezavantajdır. Bu da, dünden bugüne önyargı ve güvensizlikleri beslemiştir. Bağlı olarak Sol güçlerdeki hesaplı yaklaşımlar, Kürt Hareketi'ni algılama ve yorumlama da düzen etkilerin yoğunluğu aradaki soğukluğu arttırmıştır.

Devrimci mücadele dönemini 70'li yıllarla birlikte alırsak, Türk ve Kürt demokratik güçlerinin antifaşist, anti tekel mücadele birlikteliğini gösteren örneklere pek rastlamadığımızı söylemeliyiz.

Birlik ruhu (kültürü), inanç ve güven; ortak mücadele tarihinin yaratısı olabilir. Tarih yoksa, birlik de yoktur. Ya da 'tarih kadar'dır. Ortak ruh ve kültürü oluşturacak birliktelikler zayıf olunca Türk ve Kürt demokratik güçleri arasındaki bağ da güçlenmemiştir.

Üçüncüsü; ortak örgütlenme ve mücadeleye duyulan ilgisizliktir. Çatı Partisi fikrinin nasıl ve hangi biçimde gündemleştiğini düşünürsek, demokratik güçlerin özel yoğunlaştıkları ve 'yüksek öncelik' atfettikleri bir husus olmadığı, hala 'tali çalışma' konumda olduğu görülür.

* * *

'Çuvaldızı kendimize batırırsak...'

Başta DTP (ve öncekiler), Kürt demokratik güçlerindeki darlıklar, paradigmasal geçişteki ağır kavrayış ve değişim (uyarlanma) sorunları, Türkiyelileşme ve Türkiye Solu'na yaklaşımdaki 'küçümseyici' tutumlar; genelde birlik olgusu, özelde Çatı Partisi gibi somut bir çalışmayı 'yüksek öncelik' olmaktan çıkarmıştır. Tekrarında kaynağı olan, dikey, hiyerarşik ve homojen örgütlenme anlayışından, antifaşist, anti tekel anlayışla, çoğulculuğa, çok kültürlülüğe ve çok renkliliğe geçiş yapamayışı bugünün de önemli sorunudur.

DTP'nin, bir 'hareket' olarak örgütlenemeyişinin, söylemde önemli bir yer tutsa da pratikte farklı kesimleri içine alarak gerçek kimliğini bulan yatay, demokratik bir nitelik kazanmayışı, her 'birlik sorunu' gündeme geldiğinde 'önce kendi olalım, Kürdi olalım' söylemiyle daha da perçinlenmiş, birlik sorunu, birkaç basamak daha geriye itilmiş, öylece bırakılmıştır.

* * *

Yanılgılar görüldüğü oranda aşılabilir. Yanılgıların aşılması, tıpkı gerçek bileşenini bulması, kendini tamamlaması gibi 'zaman' gerektirebilir; doğrudur. Ancak bu yanılgıların görülmesi ve itiraf edilmesi zamana bırakılmayacak kadar ivedi ve yüksek önceliklidir.

Çatı Partisi için koşullar uygundur. Ancak siyasi ve düşünsel yeterlilik yoktur. Yeterlilik, yanılgıların ve bu yanılgıları besleyen nedenlerin görülmesi ve itiraf edilmesiyle sağlanabilir.

Çatı Partisi, tamam... Ama önce siyasi yeterlilik...