Türkiye'de '68 Hareketi, özerk-demokratik üniversite talebi ile önünü açtıktan sonra hızla kitleselleşti, siyasallaştı, militanlaştı. '68 Hareketi '71 Devrimci Atılımı ile taçlandı, gelecek kuşaklara önemli tarihsel miraslar bıraktı. '68'in yerel değil, dünyasal bir hareket olduğuna dikkat çekerek böyle giriş yapmıştık geçen hafta yazımıza. '68'den 71'e uzanacağız, ama önce '68'i mayalayan iç politik koşullara kasaca değinelim.
Adım adım '68'e
'61 Anayasası ülkede “özgürlük” havası estirdi. Ancak, bazı iyileştirmelere rağmen '67’ye kadar sosyalist olmak ya da sosyalist olduğunu ifade etmek, hakkında dava açılması için yeterli idi. Komünist sözcüğü ise yasaklıydı. 10 yıllarla ölçülen cezalara çarptırılmak içten değildi.
İkinci Dünya Paylaşım Savaşı'ndan başlayarak sosyalizmin büyüyen prestiji karşısında kapitalizm, sosyal devlet uygulamalarına yönelir. Devlet kapitalizminin gelişimine bağlı olarak imalat sanayi için daha nitelikli kadro ihtiyacı karşılanmaya girişilir. 27 Mayıs darbesi öncesi DP tarafından üniversiteden sürgün edilen sol görüşlü öğretim üyelerinin büyük bir çoğu görevlerine geri getirilir. Bilimsel çalışmalar hız kazanır.
Kıbrıs’taki gelişmelere bağlı olarak ise ABD’ye tepki artmaktadır. Özellikle gençlik, petrolün ve madenlerin millileştirilmesi, bağımsızlığı zedeleyen ikili anlaşmaların iptal edilmesi talepleriyle yürüyüşler düzenlemektedir. Gençlik arasında en popüler tartışma konuları; 'ABD emperyalizmi', '1961 Anayasası ve sosyalizme açık olup olmadığı' ve 'Kıbrıs'tır. Esasen tepki Kemalizmin sınırları içine hapsolmuştur.
Türkiye İşçi Partisi
Canlanan işçi hareketinin üzerine oturan Türkiye İşçi Partisi (TİP) de bu sınırların ötesine geçememiştir. Sosyalist devrim savunmasına rağmen TİP’in programı, özünde demokratiktir. Hatta 1966’ya kadar programında sadece; demokrasi, bağımsızlık, kalkınma gibi kavramlar yer alıyordu. Yine de TİP, ülkede güçlü bir sol antiemperyalist rüzgar estirmeyi başardı.
TİP, Türkiye’nin çoğu bölgesinde örgütlendi. 1965’te Meclise 15 milletvekili soktu. TİP, meclis gündemine taşıdığı tartışmalarla gündem yaratan bir parti oldu. Toplum üzerinde büyük bir saygınlığı vardı. Ama düşüncenin liderliği TİP’lilerin elinde olsa da hala bir halk hareketine dönüşebilmiş değillerdi. Örneğin, TİP'in en güçlü olduğu alanlardan biri olan üniversite gençliği üzerinde '68 Haziran’ına kadar “sol kemalist”, kuvva-i milliyeciler ya da 27 Mayısçılar etkili idi.
Üniversiteler
Üniversite öğrenci dernekleri, her öğrencinin doğal üyesi sayıldığı örgütlerdi ve '67’ye kadar asıl olarak CHP’nin kontrolünde idiler. Devlet tarafından finanse ediliyorlardı. Çok canlı bir işleyişleri yoktu. Sadece seçim zamanları bir hareketlenme yaşanıyordu. Bir de Kıbrıs meselesinde. Yine de temsiliyet anlamında öğrenciler tarafından kabul görüyordu. '65’e kadar örgüt namına üniversitelerde sadece dernekler vardı.
FKF’nin kuruluşu ile birlikte bu durum değişmeye başladı. Üniversite içinde farklı siyasal eğilimler ve bunların örgütleri belirdi. Tüm siyasi akımlar kendilerine bağlı öğrenci örgütleri oluşturdular; SDDF (sosyal demokratlar-CHP), Hür Düşünce Kulüpleri (Adalet Partisi), Ülkü Ocakları (Faşistler), FKF’den farklı olarak tüm bu örgütlerde de dernekler gibi devlet tarafından finanse ediliyordu.
TİP'e rağmen
Bu durum, FKF’nin ‘68 Haziran’ındaki dalga dalga yayılan gençlik eylemlerine önderlik etmesi ile değişti. Öğrenciler boykot, işgal ve direnişlerle eylemlerini fiili meşru mücadele zeminine taşıdı, militan bir mücadeleye imza attı. Kendiliğinden öfke patlamaları şeklinde gelişen boykot eylemleri, egemenleri dize getirdi. Öğrenciler, üniversite yönetiminde temsil edilme hakkı kazandı. FKF ise, TİP'e rağmen süreklileşmiş kitle ajitasyonu ve militan duruşuyla bu hareketleri kucakladı. Zira TİP, bu radikalleşme eğiliminden hiç hoşnut değildi. Zaten daha sonra FKF'liler, reformizmle karakterize olan TİP'ten devrimci temelde bir kopuş gerçekleştirecek ve '71' devrimci atılımına imza atacaktı...
Atılım.Org
