Alışmak ama kanıksamamak



Alışmak kavramsal olarak, aynı durumla çok sık karşılaşmaktan dolayı artık bir şaşkınlık duymamak olarak tanımlanabilir, kanıksamak ise aynılaşan bu durumu doğal olarak görmeye başlamak ve bundan başka yol olmadığını kabul etmektir. İnsan her şeye alışır. Ama peki her şeyi kanıksar mı? Ya da kanıksamalı mı? Alışmak ve kanıksamak arasında çok ince bir çizgi vardır. Ama bu çizgi hayatidir.

Şöyle birkaç dakikalığına, kendi bedenimizi  bulunduğumuz yerde bırakıp bir uzaylı olduğumuzu farz edelim ve dünyaya şöyle bir dışarıdan bakalım. Benim karşımda gerçekten çok vahim bir tablo var ve nereden başlayacağımı bilemiyorum. Myanmar’daki fırtınadan başlayalım, ölü sayısı resmi rakamlara göre 130.000 kişi 1.000.0000 insan ise açlık tehdidi altında. Kayıp olanları da düşünürsek bu fırtınanın bilançosu 500.000’i bulacak. Orada askeri kıyafet giymiş adamlar (cunta) ölmek üzere olan insanlara yardım ulaştırılmasına engel oluyor. Buradan bakınca insan gerçekten garipsiyor bu durumu. Ama insan her şeye alışıyor dimi! Başka bir yere, bizim topraklara gelelim isterseniz. İşte Taksim meydanı. Etrafı sarılmış.Myanmar’daki askeri kıyafet giymiş adamlara benzer kişiler ama bunların kıyafetleri değişik. Meydanın etrafını sarmış yüzleri maskeli, ellerinde taş, yüreklerinde ateş olan kişilerin üzerine bir şeyler sıkıyor.Neden acaba? Oraya girmek yasak mı ki? Ama neden? Oradan bakınca muhakkak bir anlamı vardır ama buradan bakınca bu adamların neden oraya sokulmadıklarının anlamını bulamıyoruz. İnsan her şeye alışıyor.

Biraz daha doğuya gidelim. İşte yine o askeri kıyafetli adamlar uçaklarla bomba yağdırıyor dağa taşa. Neden acaba buradan bakınca anlamsız! İnsan oğlu her şeye alışıyor. Biraz daha doğuya gidelim. Haydaaa! Gene bu askeri kıyafet giymiş adamlar, gene bomba yağdırıyorlar evlere çocuklara. Neden acaba? İnsanoğlu her şeye alışıyor!

Burası iç açıcı değil başka yerleri gezelim mi, ne dersiniz? Hadi bakalım işte bir fotoğraf, kesin görmüşsünüzdür çok zayıf siyah bir çocuk emekliyor. Her halinden belli çok aç. Arkasında ise bir akbaba, sanırım o da aç . Bu fotoğrafı çeken adam neden bir şey yapmadan çekip gitti ki? O da alışmış sanırım. Peki o çocuğa ne olduğu sorusunun aklına gelmesi için bir ödül töreninde başka birisinin ona bu soruyu sorması mı gerekiyordu? Eee dedik ya insan her şeye alışır diye! Neyse burası da iç açıcı değil! Markette satılmadığı için atılan yemekleri görüyorum. Ee az önce açlıktan ölen çocuklar görmedik mi? Bu şişman(obez) insanlar da neyin nesi? Buradan bakınca gerçekten anlamak çok zor. İnsan her şeye alışıyor.

Al işte çocuğunun boğazını kesmiş bir anne, buna ne demeli peki? Ne oluyor bu insanlara?

Saymakla bitmez sanırım ama bu kadar gezinti yeter. Yoksa bu manzara karşısında insanın kendini uzay boşluğuna bırakası geliyor. Yüzleri maskeli, elinde taş, yüreklerinde ateş olan bu insanlar da olmasa bu dünya çekilmezdi sanırım. O insanlar da alışmış bu duruma ama besbelli kanıksamamışlar. Normal görmüyorlar bu yaşananları. Onun için neleri var neleri yoksa ortaya koyup değiştirmeye çalışıyorlar yanlış giden şeyleri. Evet insan her şeye alışır. Ama kanıksamamalı. Normal değil bu yaşananlar, doğal değil. Az önce yukarıdan bakarken o kadar şey gördüm ki, eminin siz çok daha fazlasını görmüşsünüzdür.

Biri cevap versin? Kanıksayacak mıyız ? Şimdi gezintimizi sona erdirip bedenimize geri gelerek az önce sorduğum sorulara cevap verelim.