Amerika'nın eski ve yeni darbecileri hesaplaşıyor - Tayfun İşçi



Türkiye Ergenekon davası soruşturmalarıyla çalkalanıyor. Sağdan soldan birçok akil adam darbeci avına çıkmış yazılı ve sözlü demeçler bir birini kovalıyor. Darbeciler mahkûm ediliyor.

Sahi şu çokça sözü edilen darbe, yukardan zor uygulayarak iktidarı devirmek veya etki altına almak değil midir?

Varlığı, kuruluşu, devamı darbelerden oluşan ve hükümetlerin göstermelik bir oluşum olduğu bir devlet nizamında, 28 Şubat darbesinin yarattığı AKP’ye darbe karşıtı bir misyon biçilip darbecilere karşı savaştığı dillendiriyor. Ben neyi merak ediyorum biliyor musunuz? AKP’nin darbe karşıtlığı masalını dinleyen Erbakan kendisine darbe yapanların darbe karşıtlığı için ne düşünüyor?

Bir darbeciliktir almış başını gidiyor. Sahi bu darbeciler neyi darbeliyorlar? Suçları sayfalara düştükçe görülüyor ki bu güçler yakın zamana kadar bizzat iktidarın kendisi ve işledikleri suçlar bizzat iktidarın suçları değil mi? Peki zaten iktidarda olanların iktidara karşı darbe yapması da ne oluyor.

Darbeci zihniyet sorgulanıyor. Bu darbecilerin zihniyeti resmi ideolojinin de omurgasını oluşturmuyor mu? Bu güçler ve taşıdıkları zihniyet İttihat ve terakki zihniyeti değil mi? Ne oldu da yüz yıldır iktidarda cumhuriyetçi olarak göklere sığdırılamayan bu zihniyet birden bire suçlu ve darbeci ilan edildi?

Durum apaçık ortada eski iktidar sarsılıyor birileri eski darbecileri darbeliyor. Yeni bir güç eski darbecilere karşı bir darbe yapıyor. Miadı dolmuş darbeciler bir bir sistemin kirliği adına suçlanıp yargılanıyor. Yeni bir güç darbe yapıyor. Eski dengeleri kırıp yeni iktidar ilişkileri kuruyor. Görüntüde öyle askeri darbe de söz konusu değil sivilin arkasına gizlenmiş askeri bir darbe söz konusu. AKP darbe yapıyor.

Evet, AKP’yi yalnız bırakırsanız ayakta bile duramaz. Belli ki birileri onu ayakta tutuyor.

Gerek Ergenekon itirafçılarının gerekse gelişmelerin doğal seyrine bakıldığında ABD- İsrail ve İngiltere’nin desteği görülüyor.

Genişletilmiş Ortadoğu projesi gereği Türk ulus devleti aşılıyor bunun yerine ılımlı İslam bir ülke olarak Türkiye Ortadoğu’ya örnek hale getiriliyor.

Emperyalizm uzun yıllar uluslar arası ilişkilerini ulus devletler üzerinden sağlamaktaydı. Buna uygun milliyetçi kadrolar ABD için tercih konusuydu. Şimdi ise globalizmin tercihi bürokratik bir devlet değildir. Yapılan buna uygun bir şekillenmedir. Bu nedenle darbelerle yerleştirdiği ulusalcı kadroları şimdi sivil darbelerle alaşağı ediyor veya etkisiz hale getiriyor.

ABD eksenli bu girişim doğal olarak eski kadroların tepkisi ile karşılaşıyor. Ve bu kadrolar ABD’ye kendi güçlerinin devam ettiğini kanıtlamak için direniş örgütleri kuruyorlar Darbe girişimlerinde bulunuyorlar. Anlaşılan o ki darbeciler arası bir darbe savaşıdır sürüyor.

Yaşanan bu darbe savaşı sadece belirli bir çevreyi etkilemiyor. Çoğumuzun inanmak istemediği ama ortaya çıktıkça gerçekliği açığa çıkan sol, sosyalist yurtsever saflarda da yankısını buluyor.
Darbeci sistemin sadece iktidarı örgütlemediği bunun yanı sıra muhalefeti de becerebildiği ölçüde yönlendirdiği görülüyor. Sistem, yönetimi ile muhalefeti ile yeni bir biçime sokuluyor.

Ergenekon soruşturmasının sola yansımasını İftira veya yıpratma olarak değerlendirip geçebiliriz. Böylece muhalefeti aklaya biliriz. Ama muhalefetin böylesine dağınık, böylesine çapsız olmasına baktığımızda söylenenlerin pekte gerçek dışı olmadığı kendiliğinden anlaşılmaktadır.

Yapılması gereken “düşmandır suçu sola atıyor” diyip geçmek değil kendimizi bir kez daha gözden geçirmektir.

Bütün bu gelişmeler demokrasi ile darbecilik arasında yaşanmamaktadır. Bu çatışmadan elbette ki demokrasi doğmayacaktır. Ama demokrasi güçlerinin gelişmesine hizmet ettiği de aşikârdır. Daha şimdiden sistemin kirli yüzü büyük oranda deşifre olmuştur. Bu elbette ki olumludur. Bu iktidar savaşından muhalefet kendisini örgütleyip toparlayarak çıkabilmelidir.

Bu çatışmalarda ille de taraf olunacaksa demokrasiden sosyalizmden yana apayrı bir taraf olunmalıdır.

Türkiye’de sistem her dönem ikili bir karakter taşımıştır. Fırat’ın batı ve doğu yakası arasında her zaman bir özel uygulama oluşturulmuştur. Dünyanın hiçbir ülkesi kendi ülkesi ile sömürgelerine aynı hukuku uygulamamıştır. Bu ezen ezilen ilişkisine aykırıdır. Bir yerde farklı bir ulus baskı altındaysa orada eşit ilişki aramak saflık olur.

Nitekim Ergenekon davasında da olay Fırat’ın sadece batı yakasını kapsamı altına almıştır. Çünkü Kürtlere yapılan uygulamaların bir kısmı batı yakasına da uygulanmış işin şirazesi kaçmıştır. Ergenekon davası ile yapılan bu yanlışlığı düzeltmek anlamı taşımaktadır.
Yoksa bölgede de bunlar var diyerek sistemin eşit davranacağını düşünmek veya istemek, sistemi yeterince tanımamak AKP’nin darbe karşıtı olduğu yönlü vurgulamalara güç vermek olacaktır.

Yapılması gereken bu çatışmalarda ortaya çıkan kirliği halklara doğru anlatmak ve geniş bir demokrasi gücü oluşturmaktır.

“Dinciler devleti ele geçiriyor. Laikler ve bağımsızlıkçılar tutuklanıyor” nidaları her zamanki gibi sol içinde hala yankısını buluyor. İşin doğrusu konu oldukça izaha muhtaç bir konudur.

Bir kere ne eskiler nede yaniler dinci değildir kaderini ABD’nin kapitalist çıkarlarına bağlamış işbirlikçilerden başka bir şey değillerdir. Bu ülkede gerçek laikler, gerçek dindarlar gerçek sosyalistler her defasında iktidar tarafından susturulmaya çalışılmışlardır.

İktidarı dinciler değil ABD’nin dönemsel çıkarlarına uygun Amerikancı İslamcılar ele geçiriyor. Tutuklananlar ise ne laiktirler nede bağımsızlıkçı Tutuklananlar Türk İslam sentezi diye tanımlanan ırkçı bir İslam anlayışındadırlar. Bağımsızlıkçı değil ABD’nin eski uşaklarıdırlar. Şimdide Avrasya projesi üzerinden Rusya ile Almanya ile bağlantılıdırlar.

Bunların iktidarında ülke ne bağımsız olmuştur nede laik. Ama ülkenin bağımsızlığa da laikliğe de bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada ihtiyacı vardır ve bunun mücadelesi devam edecektir.

Darbeciler arası bu çatışma sonuna kadar sürmeyecektir. Bu sistemin hamuru darbecidir ve darbecilik terk edilmeyecektir.

Bütün bu çatışmanın ardından yaşanacak olan ABD’nin dayattığı sistem üzerinden bir uzlaşmadır. Eski kadrolar işbirlikçi karakteri gereği yeninin işbirlikçiliğini yapmaya soyunacaklarıdır. Bu güç gösterileri aslında oluşacak sistem deki alınacak payı belirleyecektir. Görünen o ki yapılanlar yaptıklarını yanlarında kar diye götürecektir. Demokrasi güçleri böylesine dağınık böylesine plansız böylesine zavallı durumda kaldıkça daha üzerimizden çok darbe tezgâhlanacaktır.

17 Temmuz 2008

Köxüz.org