Üniversite tercihi yapacak arkadaşlara bir nebze olsun yardımcı olmak için başlattığımız “yaşayan bilir” ana fikirli üniversite tanıtım yazılarımızda sıra Boğaziçi Üniversitesi’nde.
Boğaziçi, Türkiye’de üniversite deyince akla gelen iki resimden birisiyle bilinir, ki ilki İstanbul Üniversitesi’nin kapısıdır ve birazcık “ciddi” bir Darülfünun havasının yanında asıl olarak öğrenci eylemliklerini anlatır, ikincisi ise Boğaziçi Üniversitesi’nin Güney Meydanı’dır (asıl olarak da buradaki çimler) ve biracık “ciddiyetsiz” bir havanın yanında asıl olarak tikky öğrenciliği anlatır. Tahmin edilebileceği gibi her iki resim de gerçekliğin ancak küçük bir boyutunu göstermektedir.
Resmin çizdiği imajın gerçeğe yakın boyutlarından başlarsak, Boğaziçi Üniversitesi gerçekten de biraz bu toprakların dışından gelme gibidir. Özellikle üniversitenin imajıyla birleştirilmiş Güney Kampus, Avrupa ortaçağından fırlamış gibi duran ama güzel binalarıyla, ilk ziyarete gelenlere bir Avrupa ülkesinde turist olduğu hissini vermektedir. Elbette bu durumda üniversitenin tarihi en büyük etkendir çünkü okul ve kullanılan binalar asıl olarak Robert Koleji’nden kalmadır. Bu “ecnebilik”, bir imaj-ruh olarak okul TC’ye geçtikten sonra da taşınmak istenmiştir ama yıllar içinde malum değişen şartlar-artan öğrenci sayısı-YÖK’ün ruh muh dinlemeyen diktatörlüğü vb. altında yerinde yeller esen bir hal almıştır. Boşalan yere piyasa güzelce kurulmuş, böylece tarihi binalar fast food markalarıyla-şirket tanıtımlarıyla yani üstte bahsettiğim güney meydan imajıyla tanışmıştır.
Aslında üniversitenin güney kampus dışında dört kampusu daha bulunmaktadır. Bu kampusların durumu ve bunlarla kurulan ilişki Boğaziçi’nin şu anki pozisyonunu iyi biçimde özetlemektedir. Güneyin hemen yanında yer alan Kuzey kampus, ne o harika deniz manzarasına ne de çimlere sahip, aslında betonarme binalardan ve yine betonarme bir bahçeden başka bir şeye sahip olmayan bir yer durumundadır. Ancak tadilatı yeni tamamlanan eğitim fakültesi ve yazıda ayrıca bahsedeceğim kütüphane ve yurtlar, kuzeyi de güney kadar kalabalık kılan unsurlardır. Pek çok Boğaziçili, özellikle de eğitim fakültesi öğrencisinin bahsettiği iki Boğaziçi hissi burada açık biçimde görülür. Üstte bahsettiğim Boğaziçili imajının tüm Boğaziçi üniversitesi öğrencilerini kapsamadığı bu anlamda gerçekle o kadar da uyuşmadığı, hem mekandan hem de buradaki öğrencilerin giyinişi-varoluşu vb. özelliklerden kolayca gözlenebilir.
Diğer bir kampus, özellikle okulu yeni kazananlar için önem taşıyan Kilyos kampusudur. İstanbul’un adeta dışında sayılabilecek, biraz da sayfiye yeri olan bu alanda kurulan kampus ve yurtta özellikle okula yeni gelmiş hazırlık öğrencileri kalmakta ve okumaktadır. Sadece servisler yoluyla şehirle irtibat kurulabilen Kilyos’un okuldan ve gerçek anlamda şehirden uzaklığı “Üniversiteyi kazandım-İstanbul’u gezeceğim” diye düşünüyorsanız sizin için hiç hoş olmayan bir sürpriz yaratacaktır. Hazırlık öğrencileri son birkaç yıldır, Kilyos ve özellikle servis sorunuyla ilgili eylemler yapıyor ancak halen atılmış somut bir adım bulunmamaktadır. Bu arada Boğaziçi’ndeki hemen her şey gibi servislerin de ücretli olduğunu belirtmekte yarar var.
Nerede kalabilirim?
Eğer ciddi ciddi çok zenginseniz, zaten kaygılanmayacağınız bir sorun için okulun size ne sunduğunu yazıp sayfa yerimi boşuna harcamayayım. Bu konuda asıl tavsiye duyacak arkadaşlar size yazıyorum: Okulda kuzey ve güney kampuslerde üniversite yurtları mevcut. Bu yurtların daha kötü olanları kuzey kampus içindeki ikinci kız ve erkek yurtları, güzel olanları ise Güney’deki birinci kız ve erkek yurtlardır. Bu yurtlarda kalmada yıllara göre değişen bence güzel bir sistem oturtulmuştur. Yani kötü kuzeyin cefasını çekerek topladığınız puanlarla güneyin sefasına erişme şansınız vardır. Ancak bu çoğu zaman bir dört yılı alabileceğinden, yani yurt kapasitesi yetersiz olduğundan, çoğu kişi eve çıkıp Hisarüstü ahalisini zengin etmeyi seçmektedir. Ev fiyatları ciddi şekilde pahalıdır, iki oda bir salon bir evin kirası 1 milyarı geçmektedir. Artık kaç kişi bir araya geleceğiniz size kalmış. Son olarak üstte yazdığım gibi, Kilyos’da özellikle hazırlık öğrencilerinin kaldığı tecrit yurtları bulunmaktadır.
Hazırlık demişken bu konuyu biraz açmakta yarar var. Boğaziçi’nin tercih edilme nedenlerinin en başında herhalde İngilizce eğitim veren bir üniversite olması gelmektedir. Bu anlamda okulu yeni kazanan hemen herkesin beklentisi, bir yılın sonunda iyi bir İngilizceye sahip olmaktır. Ancak bu oldukça iyimser bir yaklaşım çünkü öncelikle öğrenciler arasında şu kanı yaygındır ki “İngilizce bölümde öğrenilir”. İkinci olarak, hazırlık belki de okulun en çok tepki alan bölümüdür çünkü uygulanan gerçekten tam anlamıyla ezberci proficiency sınavı özellikle liseden bir dil alt yapısı olmayanları tam anlamıyla elemeye dönük bir sistem oluşturmaktadır. Çok bilinmiyor ama, hazırlığı geçemediği için okulu bırakan insan sayısı hiç de az değildir.
Sosyal ve Kültürel Faaliyetler
Zamanınızı kulüp faaliyetleriyle doldurmak istiyorsanız, bu konuda oldukça olanağınız olacaktır. Bu durum ilk bakışta güzel bir şey olarak gözükebilir ama bence şöyle bir olumsuzluğu olduğunu da aklınızdan çıkarmayın, okul Hisarüstün’nde-ev Hisarüstü’nde-sosyal yaşam orda bir süre sonra bir bakmışsınız hayatınız koca İstanbul’un içinde ufacık bir alanda geçmeye başlayabilir. Hani bunun bir sakıncası yok da denilebilir ama, üçüncü dördüncü sınıfta bu yüzden bunalıma giren pek çok insan olduğunu da göreceksiniz.
Bunun dışında okulun güzel bir kütüphanesi mevcuttur, bolca kullanmanızı ama kitapların zamanını kesinlikle geçirmemenizi tavsiye ederim.
***
Sonuç olarak başladığımız yerden bitirirsek, boğaz manzaralı okul imajı tabi güzel bir şey. Ama üniversite denilen şeyden bundan fazlasını bekleyenler için Boğaziçi diğer üniversitelerden pek de farklı değildir. Bunu kırabilmek için okulda önünüze çeşitli fırsatlar çıkacaktır, ama işte bir İşletme Kulübüne mi takılacaksınız, Hisarüstü’ne mi gömüleceksiniz başka bir şey mi yapacaksınız orası size kalmış.
