Olanaklarımız her zamankinden fazla
Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç'ın 'Şurası çok açık ki, hayli uzun zamandan beri solu, toplumsal mücadelede daha güçlü ve etkin kılmayı başaramamış olmanın sıkıntılarını yaşıyoruz' demesi, Çatı Partisi ihtiyacını savunanların kaygılarıyla yakınlık arzediyor. Buradan hareketle Kılıç, sorularımıza verdiği yanıtlarda yeni öneriler gündeme getiriyor. Diğer yandan, Kılıç'ın yanıtları emek örgütlerinin bu tartışmalara aktif özne olarak katılacağını gösteriyor...
Çatı Partisi oluşumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkiye'de son aylarda yaşanan süreç, bütün toplumu derinden saran gerilimleri, giderek derinleşen saflaşma ve yarılmaları ile bir yanını statükocu milliyetçi güçlerin, bir yanını da neo-liberal ve muhafazakar unsurların temsil ettiği bir iktidar kavgasına işaret ediyor. Ancak görünen o ki, bu kavganın tarafları arasında başta neo-liberal politikalar olmak üzere bu zamana dek sürdürülen temel politik yönelimlerin devamı konusunda büyük bir farklılık bulunmuyor. Bir başka ifadeyle, emekçilerin ve yoksul halkın karşı karşıya bulunduğu sorunları giderek ağırlaştıran, işsizliği ve yoksulluğu derinleştiren neo-liberal politikalar konusunda egemenler arasında tam bir uzlaşı sözkonusu. Tıpkı Kürt meselesinde daha az demokrasi ve özgürlük, daha çok baskı ve çözümsüzlük vaat eden inkar ve imha politikalarında bir uzlaşı sözkonusu olduğu gibi.
Bu tablo karşısında özgürlük, eşitlik, demokrasi ve barış hedefli sol bir seçeneğin yaratılması acil ve gerekli bir adım olarak önümüzde duruyor. Ne yapıp edip AKP ve kimi liberaller tarafından 'özgürlük-statüko', CHP ve ulusalcı çevreler tarafından 'laiklik-şeriat' ikilemlerine sıkıştırılan toplumun önüne, demokrasi ve barıştan yana, özgürlükçü, eşitlikçi, emek eksenli, sol bir siyaset seçeneğini koymak, bu seçeneği ikna edici ve güvenilir kılmak, toplumsal yaşamın tüm gözeneklerinde maddi bir güce dönüştürmek zorundayız.
Şurası çok açık ki, hayli uzun zamandan beri solu, toplumsal mücadelede daha güçlü ve etkin kılmayı başaramamış olmanın sıkıntılarını yaşıyoruz. Ancak öyle görünüyor ki, bugün solu etkili ve dönüştürücü bir siyasal güç haline getirebilme olanaklarımız her zamankinden daha fazla. Eğer bu olanakları doğru kullanabilirsek, solda gerçek bir yenilenme sürecini işletebilirsek, yüzünü sola dönmüş çeşitli toplumsal dinamikleri, siyasal güç ve potansiyelleri Türkiye'nin bugünkü sorunları etrafında kurulmuş bir ortak mücadele programı çerçevesinde biraraya getirmek ve solu etkili ve güçlü bir siyasal güç olarak ayağa kaldırmak mümkündür.
Bu bağlamda 22 Temmuz seçimlerinde yaşananlar, önümüzdeki sürece ilişkin anlamlı bir deneyim olarak önemli ipuçlarını da bünyesinde barındırıyor. AKP'ye ve onun temsil ettiği politikalara karşı sol sosyal demokratlardan Kürt toplumsal muhalefetine; sosyalistlerden çeşitli toplumsal muhalefet dinamiklerine kadar uzanan geniş bir yelpazede bir ortak davranışı açığa çıkartmak gerekiyor. Bunu gerçekleştirecek ortak bir pratik yaşama, bir güven ilişkisi tazelemeye ihtiyaç olduğu ortada. Ülkede yaşanan tüm temel siyasal ve toplumsal meseleler karşısında örülecek muhalefet hattını da bugünden yarına böylesi bir ortak pratikle ele almak, neo-liberal politikalara karşı direnişten, anayasa tartışmalarına ve yerel seçimlere kadar her alanda demokrasi güçlerinin ortak duruşunu inşa etmek uzun vadede kalıcı ve sağlıklı sonuçlar alınabilmesini olanaklı kılacaktır.
Bazı ülkelerde sendikal örgütlerin bir bütün halinde bir partiyle ilişkilendiği biliniyor (Örn. Britanya'da İşçi Partisi ile İngiliz sendikaları arasındaki ilişki, Brezilya'daki parti-sendika bağları v.s.) Bu arada Türkiye'de de, daha sonra DİSK'i kuracak olan sendikacıların 1962'de TİP'i kurmaları da bu açıdan büyük bir deneyim. Sizce günümüz Türkiyesi'nde Çatı Partisi'nin kuruluş sürecinde, kuruluştan sonraki çalışma sürecinde, Çatı Partisi ile sendikalar, demokratik meslek örgütleri ve diğer demokratik kitle örgütleri ilişkileri nasıl olabilir? Çatı Partisi oluşumunda aydınlara, sendika ve diğer kitle örgütleri aktivistlerine büyük bir rol düştüğü belirtiliyor. Sizce böyle bir Çatı Partisi saflarında bağımsız aydınların ve kitle örgütleri temsilcilerinin kendi rollerini oynayabilmelerinin ön koşulları nelerdir?
Türkiye' de kamu çalışanlarının herhangi bir siyasi partiye üye olma ya da etkinliklerine katılmaları noktasında ciddi engellemeler mevcuttur. Kamu emekçileri sendikaları olarak bu anlamda her dönem bu duruma karşı mücadeleyi içeren 'siyaset hakkı' başlıklı bir gündemimiz olmuştur. Böylesi bir sebepten kaynaklı olmasa da Türkiye'de geleneksel olarak sendikalarla partiler arasında organik bağ anlamına gelecek bir ilişki kurulmamıştır. Bu durum sendikaların veya sendikal mücadele içerisinde yer alan kesimlerin sendika-siyaset ilişkisine mesafeli baktıkları anlamına gelmemektedir.
Tersine sendikal mücadele ve siyaset ilişkisinin güçlü bağlar içermesi gerektiği sendikal anlayışların genel kabulüdür ve bu anlamda çeşitli siyasi parti ya da yapılanmaların bu süreçte kendilerini politik, pratik, örgütsel düzlemde ifadelendirmeleri için mücadele eden çok sayıda anlayış mevcuttur. Sendikalarımızın homojen bir nitelik taşımayan, farklı birçok anlayışı içeren, geniş tabanlı yapılanmalar olması organik bir bağlantıdan çok böylesi bir sonucu doğal olarak ortaya çıkarmıştır.
Uzun yıllar boyunca fiili ve meşru bir mücadele hattını yürütmüş olan kamu emekçilerinin siyaset alanına müdahil olmak noktasında yönteme dair bir sıkıntıları yoktur.
Bu bağlamda bugünün en temel ihtiyacı olan özgürlük, eşitlik, demokrasi ve barış hedefli sol bir seçeneğin yaratılması noktasında kamu emekçilerinin gereken her tür katkıyı koyacakları noktasında en ufak bir kuşku olmamalıdır.
Bitmek bilmez ideolojik tartışmalar içe döndürüyor
Bundan önceki işbirliği, seçim ittifakları deneyimlerini Çatı Partisi sizce nasıl ele alınmalı? Salt seçim işbirliğinin geçici örgütü olarak mı, yoksa uzun erimli bir yan yana geliş ve birlikte yürüyüşün örgütü olarak mı?
Geçmişte çeşitli seçim birlikteliklerinin, ittifakların ve işbirliği çabalarının olduğu biliniyor. Kuşkusuz bu tür girişimlerin her biri anlamlı sonuçlar vermiştir ve toplumsal mücadele deneyimlerimiz açısından önemli bir yer tutmaktadır. Ancak geleceğe dönük daha kalıcı ve başarılı sonuçlar elde edecek çalışmalar açısından, tüm bu deneyimlerden çıkartılacak kimi dersler olduğu da açık. Bunlardan birincisi çeşitli siyasal özneler arasında 'yukarıdan' kurulacak ittifakların, aritmetik toplam girişimlerinin toplumsal yaşamda köklü bir karşılık üretmekte yetersiz kaldığı gerçeğidir. Kabaca sosyalistlerin biraraya gelmesi ve daha sonra dışa açılmanın koşullarının belirlenmesi biçiminde bir yaklaşım da bugünün siyasal sorunları karşısında yeterli bir öneri değildir. Çünkü bitmek bilmez ideolojik ilke tartışmaları solun önemli geleneklerinden biridir ve asıl olarak enerjinin içe dönük harcanmasına sebebiyet vermektedir. Seçim birliktelikleri, ittifaklar ve ortak yürüyüşler açısından asıl tartışılması gereken şey aritmetik toplama dahil olacak siyasal öznelerin kimler olacağı değil, izlenecek politikaların neler olacağı olmalıdır. Solun içinde bulunduğu daralmayı aşacak bir toplumsal güç yaratabilmenin yolunu bulmak gerekir. Örneğin yerel seçimlerde böyle bir yaklaşımla bir koalisyon oluşturmak ve bunu ülke çapında yaygınlaştırmak mümkündür. Bu koalisyonun nasıl bir örgütlenme modeli ortaya çıkartacağı, nasıl koordine edileceği ise hep birlikte saptanmalıdır.
Çatı Partisi'nde yeni bir birliktelik kültürünün olmazsa olmazları hakkında görüşlerinizi açıklar mısınız?
Bugünün ihtiyacı:
- Demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet, insan hakları, laiklik, barış, dayanışma, doğanın korunması gibi değer ve ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalan ve bunların hem örgütlü kesimler hem de tek tek yurttaşlar bakımından yaşama geçirilmesini temel ilke edinmiş bir mücadele hattını savunan;
- Neo-liberal politikaların ekonomide ve tarımda, kısacası yaşamın bütün alanlarında yarattığı tahribata karşı mücadele eden, sağlık, eğitim ve sosyal güvenliği bir kamu hizmeti olarak değerlendiren;
- Yoksulluk ve işsizlik karşısında toplumsal ihtiyaçları gözeten emek politikalarını benimseyen;
- Çokkültürlü, çokkimlikli, bir toplum gerçeğini savunan ve bunların siyasal, yasal ve toplumsal gereklerinin yapılması için mücadele yürüten;
- Kürt sorununun demokratik zeminde, şiddetsiz bir ortamda, anayasal yurttaşlık, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve demokratikleşme çerçevesinde çözümünü savunan;
- Toplumda gelişen muhafazakarlık ve gericileşme karşısında toplumsal ve siyasal bir mücadeleyi geliştiren; milliyetçilik, ırkçılık, ayrımcılık ve cinsiyetçilik karşıtı bir politikayı kendi dışına da taşan bir kararlılık ve eylemlilikle sürdüren;
- Dünyada, bölgede ve ülkede barışı şiar edinen;
- Şiddetin siyasal ve özel yaşamdan tamamen dışlanması için mücadele eden;
- Militarizme, darbeciliğe, devlet içinde ve dışında oluşmuş tüm çetelere karşı mücadele eden ve bu tür yapıların tasfiyesi için kararlı tutumundan vazgeçmeyen;
- Kapitalist küreselleşmeye, başını ABD'nin çektiği emperyalist saldırganlığa ve onun yarattığı sonuçlara karşı mücadele eden bir kültürü ve mücadele anlayışını geliştirmektir.
Gündem Online
