Ergenekon kadınları



Onlar, erkek iktidarına ve onun kirli ilişkilerine bulaşmış kadınlar. Ergenekon operasyonuyla isimleri sürekli anılan bu kadınlar, derin devlet-çete-mafya üçgeninde kadın olmanın gerisinde erkek dünyasının erilleşmiş kadınları. 
 
Biri, ‘aşk’ını F Tipi Cezaevi’ndeki sevgilisi ile yaptığı evlilikle taçlandırdı! Diğeri, kız çocukların okuması için yapılan Kardelen Kampanyası’nı “PKK’ye destek veriliyor” diye eleştirerek, yıllardır düşüncelerini savunduğu derneği terk etti. Biri, 10 Kasım günlerinde ilkokul öğrencilerine okutulan “Doktor Doktor kalksana lambaları yaksana” dizelerini yeniden hatırlatırcasına internet sitesinde ‘cumhuriyetin bekçisi’. Diğeri, dededen yadigâr patrikhanenin basın sözcüsü. Ergenekon operasyonuyla açığa çıkartılan kontrgerilla ilişkileri ağında bu kez kadınlar da göze çarpıyor. Gazetecilikten ‘derin gelinliğe’ terfi eden Güler Kömürcü, Atatürkçü Derneği’nin yöneticisi ve aktif üyesi Ayşe Asuman Özdemir, Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol ve ‘ulusalcı’ internet sitelerinin yazarı Neriman Aydın. Bu 4 kadının ortak noktası, Ergenekon oldu. Her biri de, Ergenekon terör örgütü soruşturması sırasında bu örgütle ilişkilendirildi. Ayşe Asuman Özdemir, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’nde tutulurken, diğer 3 kadın ise Ergenekon’un tutuksuz sanıklarından. Derin abla: Güler Kömürcü

Uzunca bir süredir Akşam gazetesinde yazan Güler Kömürcü’nün, gazetecilik dışında daha başka ‘meziyetleri’nin de olduğu, ülkücü çete lideri Sedat Peker ile yaptığı telefon görüşmesinin kayıtlarının basında yer almasıyla daha net görüldü. Kömürcü, artık sadece bir gazeteci değil, ‘Derin abla’ idi. Kömürcü-Peker görüşmesinin medyadaki patırtısı geçip, Kömürcü gazetecilik faaliyetlerine döndüğünde ‘Derin Abla’ bir süre gündemden düşmüştü ki, bu kez Ergenekon operasyonunun zanlısı olarak karşımıza çıktı. Bir süre gözaltında tutuldu, sonra serbest bırakıldı.

Derin ablalıktan derin gelinliğe terfi

Kömürcü’nün Ergenekoncularla olan ilişkisi, serbest bırakılmasıyla sona ermedi, aksine kısa bir süre önce ilişkinin ‘evlilik’ ile sistematik hale geldiği görüldü. Kömürcü, Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından ve Kürdistan’daki kirli savaşta görev yapmış Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk ile F tipi cezaevinde evlenerek, “Derin Gelinliğe” terfi etti. Kömürcü’nün, Sedat Peker yerine Zekeriya Öztürk ile evlenmesi de dikkat çekiciydi. Sedat Peker de geçtiğimiz Haziran ayında tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi’nde avukatı Özge Yılmaz ile evlenmişti.

‘Kardelen projesi PKK’ye destek veriyor’

Bugün siroz hastalığı ile gündeme gelen ve tahliye edilmeye çalışılan Ayşe Asuman Özdemir de, Ergenekon’a yönelik ilk dalga operasyonun tutuklularından. İlk gözaltının ardından serbest bırakılan Özdemir, savcılığın itirazıyla mahkemenin çıkardığı tutuklama kararı üzerine iki ay ortalıktan kayboldu. Ancak 2007 yılının Eylül ayında tutuklanarak, cezaevine konuldu. Emekli bir banka çalışanı olan Özdemir, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Üsküdar Şube Başkan Yardımcılığı’nı yaptı. Özdemir, Ergenekon soruşturmasından önce, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden istifasıyla adından söz ettirmişti. Ayşe Asuman Özdemir’in istifa gerekçesi, derneğin yürüttüğü ve kız çocuklarının okutulmasını amaçlayan Kardelen Projesi oldu. Özdemir’e göre, bu proje, “PKK’ye destek veriyordu”. ÇYDD de faaliyetleriyle “PKK’nın siyasallaşmasına katkı sunuyordu.”

Özdemir, Kardelen Projesi’ni eleştirirken, Kürt halkından duyduğu nefreti dile getiriyordu: “Bugün DTP binalarında erkek üyeden çok genç kızlar var. Orada bilgisayar başında genç kızları görürsünüz. Nereden öğrendiler bunları? Son birkaç yıldır bölücü örgütün Güneydoğu’da düzenlediği eylemlere iyi bakın. Kadınlar, özellikle genç kızların ön sıralarda olduğunu görürsünüz. Hakkâri gibi illerde, İstanbul’da okumuş kızlara daha büyük değer verilir. ÇYDD’nin yetiştirdiği kızlar İstanbul’daki okullarından mezun olunca orada kendi talebelerini yetiştirmeye başladı. Bu nedenle ÇYDD’nin yetiştirdiği kızlar Güneydoğu’da Kürtçülüğün, PKK’nın daha çok sivilleşmesine hizmet eder hale geldi.” Tutuklanmadan önce Ufuk Ötesi adlı bir gazetede yazan Ayşe Asuman Özdemir, Dünya Türkleri ve Akraba Toplulukları Hizmet Derneği’nin de üyesiydi.

Som altından ay yıldız ile vatanseverlik gösterisi

Ergenekon’un kadınlarından biri de Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin basın danışması Sevgi Erenerol. Fener Rum Patrikhanesi’ne alternatif olarak kurulan Patrikhane’nin kuruluşu 1922 yılına dayanıyor. Erenerol ise, amcasının 1991’de ölümü ve babasının patrik olmasıyla, patrikhanenin basın ve halkla ilişkiler sorumluluğunu üstlendi. Diğer patrikhaneler tarafından tanınmayan Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin en önemli dostu Milli İstihbarat Teşkilatı oldu. Türk Ortodoks Patrikhanesi, bu ilişkiler ağını gizlemedi. 2002 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu ölen baba Selçuk Erenerol, 1995’te Siyah-Beyaz dergisine verdiği röportajda, MİT ile 15 günde bir görüştüklerini söylemişti. Yakasında sürekli som altından ay-yıldız taşıyan Sevgi Erenerol, milliyetçi ve ulusalcı açıklamalarıyla gündeme geldi. Onun en büyük tezlerinden biri Türkiye’de misyonerlik yayıldığı teziydi. Misyonerlerin amaçlarının Türkiye’nin yüzde 10’unu Hıristiyanlaştırmak olduğunu her yerde anlatan Erenerol devamında şunları diyordu: “Ardından birtakım taleplerle olaylar çıkarmak isteyeceklerdir. Bugün özellikle Kürt ve Alevi vatandaşlarımızı kullanmaya çalışıyorlar. Alevilikle Hıristiyanlık arasında bir farklılık olmadığını öne sürerek taraftar bulmaya çalışıyorlar. Çeşitli maddi imkânlarla cazibelerini arttırıyorlar”

Gayrimenkul zengini patrikhane

Sevgi Erenerol’un basın sözcüsü olduğu ve atalarından kalma Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi tam bir gayrimenkul zengini. Patrikhane, “Bağımsız Türk Ortodoks Kiliseleri Başpapazlığı Vakfı” adı altında faaliyetlerini yürütüyor. Vakfın, Beyoğlu ve Karaköy mıntıkasında 20’den fazla dükkânı ile iki büyük iş hanının bulunduğu biliniyor.

‘Doktor doktor kalksana lambaları yaksana’

Ergenekon’un bir başka kadını ise, son dalga operasyonunda Ankara’dan gözaltına alınan Neriman Aydın. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Aydın, toplumsalhaber.com adlı bir internet sitesinde “cumhuriyetin bekçiliği”ni yapıyor. Logosunda “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” sözünü taşıyan sitede, Aydın yazar sıfatıyla “Mustafa Kemal ve Türkiye Cumhuriyeti’ne methiyeler dizerken, cumhuriyet düşmanlarına karşı uyarılarda bulunuyor. Neriman Aydın, ilkokul öğrencilerine 10 Kasım günlerinde okumaları için ezberletilen “Doktor doktor kalksana/ lambaları yaksana/Atam elden gidiyor/ çaresine baksana” dizelerini hatırlatan yazılar yazıyor. Bu yazılarından birindeki engin fikirleri şöyle: “Bilirsiniz ki, bir yere nöbetçi koymak demek, siz tatilde iken de o yerin nöbetçisi tarafından korunması demektir, siz uyurken de nöbetçinin koruması demektir, siz gaflette iken de nöbetçinin koruması demektir, siz ihanette iken de nöbetçinin koruması demektir. (…) Hiç kimse seninle aynı şeyleri düşünmüyor, düşündüklerini paylaşmıyor, ama sen düşündüklerini yapıyorsun, eserinle, askerinle yaşatıyorsun, nöbetçinle koruyorsun. 10 Kasımlarda değil her günde yeniden doğuyorsun. Sen Mustafa Kemal’sin”

A. CAN DEMİR - ANF
19 Temmuz 2008