Evvel Temmuz festivali başladı



Evvel Temmuz Festivali’nin ilk etkinliği "Kadın, Medya, Siyaset” konulu söyleşiyle başladı. Her yıl Samandağ Kalkındırma Derneği tarafından düzenlenen Temmuz Kültür-Sanat Festivali’nin Temmuz ayının 14'üne denk düşen tarihte düzenlenmesinin tarihi bir anlamı var.Temmuz ayı 4000 yıl öncesine kadar uzanan tarihi geçmişte; çok tanrılı dinler döneminde hasadın yapıldığı ve bir sonraki hasat döneminin bereketli geçmesi için Bereket Tanrısı Temmuz'a kurbanların adandığı ve şenliklerin yapıldığı aydır. Tek tanrılı dinlere geçişten sonra bile bazı topluluklar, çok tanrılı dinler dönemindeki geleneklerini devam ettirmişlerdir. Temmuz şenlikleri de bunlardan biridir. ( Server, TANİLLİ; Yüzyılların Gerçeği ve Mirası).

14 Temmuz Rumi takvime göre: temmuz ayının başlangıç tarihidir, Temmuzun ilk günüdür. Binlerce yıldır bu coğrafyanın halklarını birbirleriyle kaynaştıran şenliklerin kaynağı olagelmiştir. Samandağ Kalkındırma Derneği ve Amargi tarafından düzenlenen söyleşiye: Küçük Dikili Belediye Başkanı ( Adana) Leyla Güven ve yazar İnci Hekimoğlu katıldı. Küçük Dikili Belediye Başkanı Leyla Güven teşekkür ederek başladığı konuşmasına " İşimiz çok zor" diyerek devam etti." Erkek egemen sistemin kadınlara hiç yer vermediğini dile getirerek " Toplumun yarısını oluşturuyoruz ama verilen kararların yüzde kaçını etkileyebiliyoruz?" sorusunu yönelterek; "Aslında kadınlar isterse çok şey yapabilir ama eğer istemezse dışarıdan zorlama olursa kadınların hiç bir şekilde kendini katamayacağını söyleyerek kendi hayatından örnekler verdi." Ben de siyasetin içinde aktif olarak yer alıyordum, bana kadınların siyasette katılımını sağlamak için kota uygulanacağını söylediklerinde bunu hiç bir şekilde başaramayacağımı düşündüm. Kendime güvenmiyordum. Ama bir kaç ay içinde bu işi herkesten çok daha iyi yaptığımı gördüm."

Şuan Türkiye’de 3250 belediyeden sadece18 tanesinin kadın belediye başkanı olduğuna değinen Leyla Güven, bu çıtanın yükseltilmesi için kadınların mücadele etmesi gerektiğini, yaratılan deneyimlerin paylaşılması gerektiğini ve ortak bir mücadelenin örgütlenmesi gerektiğini ifade etti. Seçim çalışması yaparken erkek adayların kadın adayların karşısına " Kadınların eteğinin altına mı saklanacaksınız şeklinde karalamalarda bulunduklarını söyledi.

Leyla Güven "Binbir yoklukla büyüttüğümüz çocuklarımızı kirli savaşa alet etmeyeceğiz. Bu nedenle siyasette kadınların "Bizde varız" demelerinin tam zamanıdır" dedi

Her kadın siyasetçinin kadınları iyi yerlere getirmediğinden de bahseden Güven; Tansu Çiller ile Meral Akşener'i örnek olarak gösterdi. " Onlar kadın konusunda bilinçli ve yetenekli değillerdi. Onlar erkek gibi kadınlardı haksız mıyım " şeklinde sürdürerek kadın sorunu konusunda bilinçli olmamızı ve Özgür Kadın Platformları’nda eğitim alınması gerektiğini sözlerine ekledi. Kadının özünde adalet duygusu olduğunu ve özgür kadın anlayışını toplumun her kesiminde yaşatmak gerektiğini vurguladı.

Halkların kutuplaşmasından da bahsederek Kürt Sorununa değinen Leyla Güven bu ayrımların önünün alınmasının tek çözümünü Kürt sorununun çözülmesi olduğunu ifade etti. "Binbir yoklukla büyüttüğümüz çocuklarımızı kirli savaşa alet etmeyeceğiz "dedi. Bu nedenle siyasette kadınların " Bizde varız" demenin tam zamanı olduğunu sözlerine ekledi. "Kadınlar her mahallede çok çalışırlar. Ama yönetimde görünmek istemezler. Mesela Newroz bayramında en çok onlar çalışır; bildiriler dağıtırlar ama Newroz Sahnesinde erkekler görünürler. Onlar konuşurlar ve onlar alkış alırlar. Oysa olması gereken bu değildir."

Siyaseti kadın eliyle değiştireceksek Samandağ’dan başlanması gerektiğini ifade eden Leyla Güven; Samandağ gibi doğal güzelliklerinin çok olduğu bu kentte altyapının bu durumda olmasını üzüntüyle karşıladığını ve kadın aday çıkarırsa en çok kendisinin destek vereceğini sözlerine ekledi. Güven "Yaşasın Kadın Dayanışması” ve İyi ki varsınız kadınlar” diyerek konuşmasını bitirdi.

Etkinliğin ikinci konuşmacı ise yazar İnci Hekimoğlu’ydu. Hekimoğlu, kadın katılımının fazla olmasının çok sevindirici olduğunu söyleyerek konuşmasına başladı. Hekimoğlu:

“Kadın olmak ve kadın doğmak aynı şeyler değildir; erkek egemen değerler silsilesiyle büyüyoruz ve sosyalleşirken ikinci sınıfı benimseyerek büyüyoruz. Buradan hareketle feminizmi tanımlamak gerekir. Feminizm, kadın- erkek eşitliğini savunmak demektir. Yani hepimizin feminist olması gerekiyor. Çocuklarımızı eğitirken çok dikkatli olmak gerekiyor ve sistemin bizde içselleştirdiklerini eğitimle yok etmemiz gerekiyor"  diyerek konuşmasını sürdürdü.

Esas sorgulanması gereken yerin aile olduğunu vurgulayan İnci Hekimoğlu;"İlk başta devlet baba gibi bir baba vardır ailelerde. Kadın da kendi hayatı olmayan ve ona dayatılan seçeneği yaşamaya mecbur kılınmıştır." dedi. Kadın özgürleşmediği müddetçe erkeğin de özgürleşemeyeceğini dile getiren Hekimoğlu: "14 yaşındaki bir çocuğun annesini, kız kardeşini namus adı altında öldürmek zorunda bırakılması bir esarettir. O çocuğun da özgürlük sorunu olduğuna işaret eder." diyerek medya dilinin sorgulanması gerektiğinin altını çizdi. Medya dilinin esas erkek egemen zihniyete ve bu zihniyetin ideolojisine hizmet ettiğini vurgulayan Hekimoğlu:" Medya dilini sorgulamak lazım, çünkü; ideoloji zehrini dilde gösterir."dedi.

"Meşhur fuhuş operasyonlarında hep kadınlar gösterilir oysa orada erkekler de vardır.” Bunun nedenini erkeklerin yönetimde olmasına bağlayan Hekimoğlu; Haber yazımının erkeklerin gözüyle değerlendirildiğini sözlerine ekledi. Hatta en masum denilecek haberlerin içinde bile kadınlar aleyhine şüphe uyandırmak şeklinde verildiğini sözlerine ekledi. Bu nedenle şiddetin her türlüsüne karşı uyanık olunması gerektiğini ifade eden Hekimoğlu, şiddetin farkına varılamazsa ne kadın belediye başkanının seçilebileceğini ne de sokakta rahat yürünebileceğini vurguladı. Özgür bir toplumu oluşturabilmek için dayanışmak zorunda olduğumuzu sözlerine ekleyen Hekimoğlu "Böyle bir görüş altında hemen çoğalmayabiliriz; önce adacıklar yaratalım. Nerden biliyoruz ki bu adacıklar birleşip bir ülke yaratmazsın?" dedi.

Feminizmin adil olmanın bir koşulu olarak değerlendirdikten sonra “Solcu olmak kadın mücadelesi için yeterli değil midir?” sorusuna “Hayır asla yeterli değildir” cevabını verdikten sonra solcu olmanın sınıf eksenli bir mücadele gerektirdiğini ve ezen-ezilen ilişkisinin yalnız sınıf kavramıyla açıklanamayacağını söyledi. "Sistem değişirse her şey değişecek diye bir beklenti içinde olmaktadırlar solcular. Ama değişimin insanın kendi içinden başlaması, yaşam pratiğine aktarması, hiyerarşik zihniyetini değiştirmesi lazım. Şiddet sadece “sıradan insanlar" tarafından uygulanmıyor, tepeden tırnağa kadar uygulanıyor. Solcular da bunun içindeler." diyerek soruyu cevaplandırdı.

Kadın katılımın çok yoğun olduğu söyleşi kalabalığın coşkulu alkışlarıyla son buldu.