Yaklaşık yedi aydır direnişlerini sürdüren Yörsan İşçileri 19 Haziran günü ilk mutlu haberi mahkemenin verdiği "işe iade" kararıyla aldılar. Bu karardan 1 hafta önce Gönen Genç İşçi Buluşması'na katılan arkadaşlarımızla birlikte yaptığımız destek ziyareti sırasında Yörsan İşçileri ile konuştuk. Sorunları, talepleri ve sürecin gelişimi hakkında bilgi aldık. Şimdi bu görüntüleri yayınlıyoruz.
İlk konuştuğumuz işçi 6 yıldır Yörsan'da çalışan Halil Akgün'dü. Akgün verdikleri mücadeleyi anlatırken kazanacaklarından gayet emindi. Zor koşullara rağmen direnişi hiç bırakmadıklarını belirten Akgün "nasılsa kazanacağız" diyerek çektikleri sıkıntıları önemsemediklerini ifade ediyordu. Akgün'ü üzen tek şey ise bölge halkının direnişe yeterince destek vermemesi.
18 yıldır Yörsan'da çalışan Mehmet Ağabey (Mehmet Çeker) Susurluk'ta nasıl bir küçük Yörsan krallığının kurulduğunu anlattı. İlçede başka fabrikanın olmaması- tarımın öldürülmesi kıskacında işsizliğe mahkum edilen Susurluk halkı Yörsan krallığına adeta mahkum edilmiş. Öyle ki, Susurluk halkı kadar insan Yörsan'a giriş-çıkış yapmış çünkü bu ortamda çoğu çalışan pek uzun ömürlü olmuyormuş.
Bu sırada konuşmaya katılan ve 21 yıllık Yörsan'da çalışan diğer bir Mehmet Ağabey (Mehmet Söyler) bize giriş saatlerinin belli olduğunu ama çıkış saatlerinin işverenin keyfine bağlı olduğunu anlatıyor. Söylediğine göre uzun süre günde 15-16 saate varan vardiyalarla çalıştırılmış.
Mehmet Çeker "Bizim amacımız bu: insanca yaşamak" diyerek bitiriyor sözlerini. Biz de biraz da genç işçilerle konuşalım diyerek onların yanına gidiyoruz. Burada onlara "okullu" diyorlar. Böyle denmesinin sebebi ise patronun paragözlüğünün diğer bir parçası. İşveren işçileri sigortalı yapmamak ama denetimlerde de yakalanmamak ikileminde kalınca çareyi genç işçileri çıraklık meslek okulunda öğrenci olarak yanlarında staj yapıyor göstermekte bulmuş. Hatta üniversite mezunu işçiler bunun için lise mezunu gibi gösterilmiş
Genç işçilerle sohbetimize devam ediyoruz. Güvencesiz çalışmaktan şikayetçiler: İşe giderken hep acaba akşam işten atacaklar mı diye düşünüyorduk
Bir çok kişinin çaresizlikten burada çalışmayı kabullendiğini öğreniyoruz. Susurluk'ta iş imkanları kısıtlı olduğundan son çare olarak Yörsan'da çalışıyor herkes. Bir işçinin söyledikleri çalışma koşullarının ne kadar vahşi olduğunu bir kez daha gösteriyor: Eşim doğum yaptığımda hastaneden çıkartmak için izin istedim. Aldığım cevap "Sen mi doğurdun?" oldu...
Yörsan'daki koşulları dinledikçe gözümüzün önüne toplama kampları geliyor. O kadar ki işçilerin yemekhanede bile toplu halde oturması sohbet etmesi yasak!
