İstanbul Teknik Üniversitesi



İstanbul Teknik Üniversitesi'nin, Makine Fakültesi Gümüşsuyu'da, İşletme Fakültesi ve Yabancı Diller Binası Maçka'da, Mimarlık Fakültesi Taşkışla'da ve geri kalan diğer fakülteleri Maslak'tadır. Ayrıca herkesin mutlaka işi düştüğü ve gidildiğinde çileden çıkıldığı Öğrenci İşleri binası (otomasyon) da Maslak'tadır ve kampüsün en ücra köşesindedir. Özellikle prosedürü bilmeyen yeni öğrenciler için bu durum bazen sorun yaratabilir. Her öğrenci en az bir kere otomasyon, banka –gerekiyorsa fakülte-  ve tekrar otomasyon ring hattını yürüyerek kat etmiştir. Ayrıca İTÜ'de kayıt işlemleri kâbus gibidir. İnternetten yapılan kayıtlar sistemin aşırı yüklenmesi nedeniyle bir gün sürebilir. "Kayıt için İTÜ'nün içindeki bilgisayarlar kullanılırsa hemen kayıt yapılabilir" söylentisine inananlar bir gece önceden kampüste çadır kurup, bilgisayar laboratuarlarında yer kapmaya çalışmışlardır. (şaka değil)
 
İTÜ'de EĞİTİM
 
İstanbul Teknik Üniversitesi, 1773 yılında kurulan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun (İmparatorluk Deniz Mühendislik Okulu)'nun devamı olarak Türkiye'nin en eski mühendislik eğitimi veren üniversitesidir. Bu yıllarda öğrenci sayısı çok olmadığından ve meslek sahibi olmak için bu günkü gibi üniversite mezunu olmak zorunda kalınmadığından şimdiki üniversite anlayışıyla karşılaştırılamaz. 1944 yılında teknik üniversite adını alan İTÜ'de 1960'lara kadar imkânları yettiğince nitelikli mühendislerin yetiştiği söylenebilir. Nazi Almanya'sından kaçan profesörlerin etkisi de buna neden olmuştur. Ancak akademik kadro yetiştirmeyi amaçlayan Angola-sakson eğitim modelinin bir proje olarak bütün üniversitelerde uygulanmasıyla İTÜ'den mezun olanlar (aslında bütün üniversite mezunları) üretimden kopuk ve pratikten uzak bir hale gelmişlerdir. Meşhur 80 darbesinin meşhur ürünü YÖK ise İTÜ'nün eğitim sisteminde köklü değişikliklere neden olmuş, notlandırma harfli sisteme geçilerek rekabete dayalı eğitim yerleştirilmiş, uygulanan havuz sitemiyle de birbirini tanımayan asosyal öğrenci tipolojisi oluşturulmuştur. Son olarak İTÜ'deki eğitimi bir adım daha geriye götüren, her ne kadar iyileştirmek için olduğu söylense de, ABET (mühendislik akreditasyon uygulaması) 2004 yılında İTÜ'de uygulanmaya başlamıştır. Bu sistemle birlikte eğitimin iyice içi boşaltılmış, ödev yapmak, rapor hazırlamak bir numaralı mühendislik uygulaması haline gelmiştir. Artık İTÜ'de kafasını dersten (daha doğrusu ödevlerden) kaldıramayan birinin başarılı olduğunu görmek pek mümkün değildir.
 
SOSYAL YAŞAM
 
Ders çalışmaktan arta kalan zamanlarda İTÜ öğrencileri için sosyal imkânlar oldukça geniştir. Yüzme havuzundan tenis kortuna, faaliyet gösteren tiyatro, müzik vb. kulüplerinden düzenlenen festivallere kadar birçok sosyal imkân bulunmaktadır. Bu konu hakkında detaylı bilgiler İTÜ'nün web sayfasında mevcut. Ancak bunlarında yanında İTÜ'nün otoparklarının tıka basa dolu olması ve kampüs içerisine yeni otoparkların yapılması yani kısaca İTÜ'yü genelde gelir düzeyi belirli bir seviyenin üzerinde olan ailelerin çocuklarının kazanabiliyor olması bu olanaklardan neden diğer üniversitelerde olmadığı sorusuna cevap olabilecek gibi…
 
İTÜ ŞENLİKLERİ
 
Bireyselciliğin ve rekabetçi anlayışın yaşatılmaya çalışıldığı İTÜ'de güzel şeyler de oluyor. Bunlardan en önemlisi ise geleneksel hale gelmiş, faşistlerce öldürülen zamanın rektörü Prof Dr. Bedri Karafakioğlu'nun anısına düzenlenen, dayanışmanın, paylaşmanın yaşatıldığı, toplumsal sorunlara dair söz söylenen İTÜ şenlikleridir. Bu şenlikte çadırlar kurulur, söyleşiler yapılır, konserler düzenlenir. Polisin zoruna rağmen öğrencilerce kazanılmış bir hak olan İTÜ şenliklerine katılım maalesef son yıllarda azalmıştır. Ama bu hep böyle gidecek anlamına gelmez.