Polis bir kişiyi daha vurdu



Polis Vazife ve Salahiyatları Kanunu’nda yapılan değişiklikler ile eli güçlenen polis, ‘dur’ ihtarına uymayanların ‘infaz görevlisi’ kesildi. ‘Dur’ ihtarına uymadığı gerekçesi ile ölümlerin devam ediyor olması “peki polise kim dur diyecek” sorusunu akıllara getiriyor.

Polisin ‘özel durdurma’ yöntemi son alarak dün Ankara’da yaşandı. Dur ihtarına uymayarak kaçtığı öne sürülen Gürsel Varol, polisin kurbanı oldu. Polisin ‘dur durak bilmeden ateş etmesini’ gazetemize değerlendiren insan hakları örgütleri yaşam hakkının kamu görevlileri tarafından ihlal edildiği vakaların giderek arttığına dikkat çektiler. İnsan hakları örgütleri çıkarılan yasalar ve verilmeyen cezalar nedeniyle bu tür olayların meşrulaştırıldığı ve cesaretlendirildiğini vurgulayarak, en temel yaşam hakkının erozyona uğratıldığını belirttiler.

‘Durmadı’

Ankara’da, dur ihtarına uymayarak kaçtığı öne sürülen hırsızlık şüphelilerinden biri polisin açtığı ateş sonucu öldü. Dün sabah erken saatlerde polis, Çankaya ilçesinde araçların yedek lastiklerinin çalındığı iddiası üzerine plakası olmayan bir otomobili durdurmak istedi. Polis ekipleri dur ihtarına uymayarak kaçtığı iddia edilen otomobili Gazi Mahallesi Yavuzkanat Sokak’a kadar takip etti. Polis, burada içinde üç zanlının olduğu otomobile tabancayla ateş etti. Sürücü Gürsel Varol vurulunca otomobil, park halindeki bir araca çarparak durdu. Araç içindeki diğer 2 şüpheli otomobilden inerek kaçtı. Gürsel Varol ise olay yerinde öldü. Kaçan kişilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Bu arada plakası olmayan otomobilin de çalıntı olup olmadığının araştırıldığı bildirildi.

Önlem alınmazsa artacak

İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Hüsnü Öndül, yaşam hakkının bu tür yöntemlerle ihlal edildiği vakaların giderek çoğaldığına dikkat çekerek, “Yargı bu tür konularda polis ve askerlerin yargılandığında cezasızlık politikası izlediğinden bu tür keyfi silah kullanımları ve bu yolla insanların öldürülme vakaları devam edecektir” dedi. Kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı gerekli cezaların verilmemesini eleştiren Öndül, önlem alınmaması durumunda bu tür olayların sıkça yaşanmaya devam edeceğini kaydetti.

Polisin eli güçlendirilince

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, olayın tüm uyarılara rağmen Polis Vazife ve Salahiyatları Kanunu ile polisin elinin güçlendirilmesi ile paralel olduğunu söyledi. “Çünkü ülkedeki atmosfer özellikle güvenlik gerekçesi adı altında insan haklarını bütün olarak tahrip ediyor. Uzun yıllardır korumaya çalışılan insan hakları geliştirilmektense en temel hak olan yaşam hakkı erozyona uğratılıyor” diyen Bakkalcı, Polis ve Salahiyetleri kanunundaki zihniyet de onun doğal sonucu olarak maddelerine yansıdığına dikkat çekti. Gündelik hayattaki uygulamaların kaygılarımızda ne kadar haklı olduğumuzu gösterdiğini vurgulayan Bakkalcı, “Şiddetin artmasında bu tür örneklerin önemli bir rolü var” dedi.

‘Polis infaz görevlisi değildir’

Mazlum-Der eski Genel Başkanı Ayhan Bilgen, polisin infaz görevlisi olmadığını hatırlattı. “İnsanların, işledikleri iddia edilen suç ne olursa olsun, suçüstü yakalansalar bile, yargılanmaları gerekirken ölü ele geçirilmesi kabul edilemez bir durumdur” diyen Bilgen, sorumlularla ilgili, etkin bir soruşturma gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Bilgen, “Kamuoyunda Baran Tursun olayı ile ilgili oluşan yaygın tepkiye rağmen, benzer birçok olay gerekli önlemler alınmadığı için yaşanmaya devam ediyor” diye konuştu.

Polisin ölümle biten ‘dur’ ihtarları
* 2007 Ağustos’ta, Antalya’nın Alanya ilçesinde trafik polisinin, sürücüsü ‘dur’ ihtarına uymadığı bildirilen bir otomobile ateş açması sonucu bir kadın öldü.
* 2007, İzmir’de polisin ‘dur’ ihtarına uymadığını öne sürerek ateş açtığı Baran Tursun kafasına aldığı kurşunla yaşamını yitirdi.
* 8 Şubat 2007’de İstanbul Okmeydanı’nda ‘dur’ ihtarına uymadığı öne sürülen bir araca ateş açan polisler, 17 yaşındaki Emrah Dervişoğlu’nu öldürdü, Tuncay Karabulut’u yaraladı.
* 3 Ekim 2006’da, Adana’nın Ceyhan ilçesinde ‘dur’ ihtarına uymadığı iddia edilen Murat Kasap, polis tarafından öldürüldü.
* 30 Ağustos 2006’da, İzmir’in Konak ilçesi Kahramanlar Mahallesi’nde bir araca ateş açan polisler, yoldan geçen Aziz Yargı adlı kişiyi öldürdü.
* 27 Ağustos 2006’da, Balıkesir’de ‘dur’ ihtarına uymadığı ileri sürülen bir araca ateş açan polisler, Halil Bulut’u öldürdü.
* 11 Mayıs 2006’da, İstanbul Fındıkzade’de ‘dur’ ihtarına uymadığı ileri sürülen bir arabaya ateş açan polisler, 22 yaşındaki Aytekin Arnavutoğlu’nu öldürdü.

Tursun ailesinin 301 davasına durdurma kararı
İzmir’de, polisin ‘dur’ ihtarına uymadığı gerekçesiyle açılan ateş sonucu ölen üniversite öğrencisi Baran Tursun’un babası Mehmet Tursun, annesi Berin Tursun ve kardeşi Şelale Tursun hakkında, 301’inci maddeden 6’şar yıla kadar hapis istemiyle Karşıyaka 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın durdurulmasına karar verildi.
Mahkeme heyeti, dava dosyasını, yasada yapılan değişikle bu suçtan dava açılabilmesi, yargılama ve kovuşturma yapılabilmesi için izni gereken Adalet Bakanlığı’na gönderdi.

Karşıyaka 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde, bugün ilk kez görülen duruşmaya, haklarında, 301’inci madde kapsamına giren ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini, yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama’ ve ‘yargı görevini yapanı etkileme” suçlarından 6’şar yıla kadar hapis cezası istenen tutuksuz sanıklardan Mehmet Tursun, eşi Berin Tursun, kızı Şelale Tursun ile şikayetçi emniyet mensupları Naci Kuru, Bülent Girgin ve O.E.A. katıldı. Yargılamanın durdurulmasına karar veren mahkeme heyeti, dava dosyasını, yasada yapılan değişikle bu suçtan dava açılabilmesi, yargılama ve kovuşturma yapılabilmesi için izni gereken Adalet Bakanlığı’na gönderdi.

Kan davası gütmüyoruz

Duruşmanın ardından açıklama yapan baba Mehmet Tursun, “Biz polis memurlarına ve avukatlarına karşı kan gütmüyoruz. Eğer onlar evlerinde uyuyabiliyorsa, tuvalete gidebiliyorsa, duruşmalara gelebiliyorlarsa kan davası gütmediğimiz içindir’ diye konuştu.

Diğer davada da yargılama durmuştu

Aralarında, polisin ‘dur’ ihtarına uymadığı gerekçesiyle açılan ateş sonucu ölen üniversite öğrencisi Baran Tursun’un babası Mehmet Tursun, annesi Berin Tursun ve kardeşi Şelale Tursun’un da bulunduğu 10 sanık hakkında, 301’inci maddeden 6’şar yıla kadar hapis istemiyle Karşıyaka 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın da durdurulmasına karar verilmiş dosya, izni gereken Adalet Bakanlığı’na gönderilmişti.

Kaynak:evrensel.net