Selahattin Gümüş: Çatı Partisi esnek federal bir yapı



Çatı Partisi sorunu daha ziyade parti şeklinde örgütlenmiş bir cephe yapılanmasına tekabül ettiği için bir güçler ilişkisine tekabül etmekte ve bunun yarattığı zorluklar da yapılanmanın gerçekleştirilmesinin önündeki önemli bir engeli oluşturmaktadır. Bugün bu zorlukları ve engelleri aşma imkanlarına daha çok sahibiz.

Çatı Partisi içinde yer alan yapılar, kendi kimlikleriyle ve kendi programlarıyla varlıklarını sürdüreceği için ortaklaşılan program dışında kendi programları üzerinden faaliyet sürdürme özgürlüğüne sahip olacaklardır.

Seçimlerden seçimlere biraraya gelişler ve bu biraraya gelişler sürecinde ortaya çıkan kimi olumsuzluklar, kalıcı bir ortak mücadele örgütü beklentisi içinde olanlarda güvensizliği daha da derinleştirdi.

Çatı Partisi esnek federal bir yapı

Sosyalist Parti Girişimi Koordinatörü Selahattin Gümüş'ün sorularımıza verdiği yanıtlarla Çatı Partisi'ne ilişkin SPG'nin yaklaşımı da ortaya çıkmış bulunuyor...

Çatı partisi tartışmaları ve çalışmaları belirli bir aşamaya geldi. Size göre Çatı Partisi nasıl bir oluşumdur?

Eğer Türkiye emperyalizme bağımlı, geri bıraktırılmış, çağdaş demokrasiden nasibini alamamış, milliyetler hapishanesi, militarizmin egemenliği altında bir ülke ise, genel kabul gören terminolojiye göre bir demokratik devrim ihtiyacı içindedir. Bu ihtiyacı karşılayacak güçler ise, esas olarak işçi sınıfı hareketi, emekçiler ve omurgasını Kürt yoksul köylülüğünün oluşturduğu Kürt ulusal kurtuluş hareketidir. Bu güçlerin politik ifadesi ise sosyalist hareketle Kürt Özgürlük Hareketi'dir. Çatı Partisi, bu ihtiyacı karşılamak için iki halkın mücadele birliğini sağlamanın bir aracı olarak, bu güçlerin ortak bir politik iradeyle hareket etmelerinin gerekliliği üzerinden formüle edilmiş bir cephe örgütlenmesidir.

Bundan önceki işbirliği, seçim ittifakları deneyimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sosyalist Parti Girişimi'ni oluşturanlar 1995, 2002 ve 2004 seçimlerinde bu ittifakların örgütleyicisi olarak yer aldılar. Dolayısıyla bu deneyimleri değerlendirecek bir birikimin oluştuğunu düşünüyoruz.

2004 yerel seçimlerinde oluşturulan 'demokratik güçbirliği' salt bir seçim işbirliği idi. Biraraya geliş biçimi ve seçimlere adıyla girilecek parti tercihi nedeniyle bu deneyim olumlu bir sonuç yaratmadı. 1995 bloğu ise kalıcı örgütsel bir politik iradeyi ortaya çıkarma amacı ve düşüncesiyle oluşturulmasa da, ezilenlerin mücadele birliğine ve bu mücadele birliğinin sağlanması için ortak bir örgütlenmeye duyulan ihtiyacı daha belirgin olarak ortaya çıkardı. 2002 seçimlerinde oluşturulan Emek, Barış, Özgürlük Bloku diğer deneyimlerden farklı olarak sadece bir seçim işbirliği düşüncesiyle oluşturulmadı. Biz, o süreci, demokratik devrimci bir program etrafında kalıcı bir cephe örgütlenmesinin yaratılmasına yönelik bir başlangıç, cephe örgütüne doğru işletilen bir zemin olarak değerlendirdik. Bu perspektifle 2002 seçimleri arifesinde oluşan bloğun, seçimlerden sonra kalıcı hale getirilerek, bir cephe örgütünün, bu örgütün açık alandaki formatı olarak da Çatı Partisi'nin yaratılmasını savunduk. Ne var ki, seçim sonuçlarının legal Kürt hareketi içinde ciddi tartışmalara yol açması ve bazılarına göre başarısızlık olarak görülmesi, Çatı Partisi yönünde oluşacak ortak iradeyi geciktiren başlıca faktör oldu.

Seçimlerden seçimlere biraraya gelişler ve bu biraraya gelişler sürecinde ortaya çıkan kimi olumsuzluklar, kalıcı bir ortak mücadele örgütü beklentisi içinde olanlarda güvensizliği daha da derinleştirdi.

Çatı Partisi sorunu daha ziyade parti şeklinde örgütlenmiş bir cephe yapılanmasına tekabül ettiği için bir güçler ilişkisine tekabül etmekte ve bunun yarattığı zorluklar da yapılanmanın gerçekleştirilmesinin önündeki önemli bir engeli oluşturmaktadır. Bugün bu zorlukları ve engelleri aşma imkanlarına daha çok sahibiz.

Çatı Partisi bu deneyim açısından sizce nasıl ele alınmalı? Salt seçim işbirliğinin geçici örgütü olarak mı, yoksa uzun erimli bir yanyana geliş ve birlikte yürüyüşün örgütü olarak mı?

Çatı Partisi, anti-emperyalist, anti-tekel, anti-oligarşik bir demokrasi cephesi dışında bir önerme değil, bizatihi bu cephe önermesinin açık alandaki formatı olarak formüle edilmiştir. Seçimler için bir çatı ihtiyacının gereği olarak değil, savunduğu talepler doğrultusunda seçim dönemlerini de bir mücadele zemini olarak değerlendiren, ama kendisini seçimlerle sınırlamayan, sistemi karşısına alan talepler manzumesi ile kalıcı bir mücadele örgütü olarak düşünülmelidir. Ezilenlerin mücadele birliğini sağlamanın örgütü olarak gördüğüm Çatı Partisi'ni, herhangi bir ezilen kesimin taleplerini görmezlikten gelen, programında ve eyleminde bu talepleri içermeyen bir yapılanma değil, bütün sömürülen ve ezilen toplumsal kesimlerin taleplerinin savunucusu ve bu talepler için mücadele veren bir örgüt olarak düşünüyorum.

Kendi programatik amaçlarınızla, Çatı Partisi bileşenlerinin ortak programatik amaçları arasında nasıl bir ilişki kuracaksınız? Farklı programlara sahip muhtemel bileşenlerin arasındaki farklara rağmen ortak bir programda birleşmeyi nasıl sağlanabilir?

Sosyalist Parti Girişimi olarak sosyalist amaçların belirlediği kendi programımızı Çatı Partisi programıyla özdeş görmüyoruz. Çatı Partisi içinde yer alacak bazı güçlerin azami talepleriyle bizim programatik olarak asgari taleplerimizin buluşma noktası Çatı Partisi'nin programını oluşturacaktır. Bizim Çatı Partisi'ne ilişkin sözünü ettiğimiz program, bir düzen değişikliği programıdır. Belli bir programa bağlı olarak tarif ettiğimiz düzen değişikliğinden hangi toplumsal kesimlerin çıkarı varsa, Çatı Partisi oluşumu içinde biraraya gelebilecek olanlar da onlardır.

Dolaysıyla böyle bir program ortada olmadan, herkese göre anlamı değişebilecek kategorileri biraraya çağırmanın hiçbir anlamı yoktur. Devrimci demokrasinin taleplerini kendi çıkarlarına uygun bulan her insan, çevre, grup, örgüt, parti, bu muhalefetin bir unsuru alarak nitelenebilir. Böyle bir devrimci demokrasi programını en genel çerçevesi ile şöyle ifade edebiliriz: Emperyalizme ve oligarşiye karşı emekçilerin çıkarlarını esas alan demokratik bir halk iktidarı hedefiyle anti-emperyalist ve anti-oligarşik; sömürgeciliği ortadan kaldırarak, Kürt halkının ve tüm diğer ezilen milliyetlerin kendi kaderini tayin hakkının gerçekleşmesine imkan verecek, merkeziyetçi yapı yerine merkezden özerk, sahici iktidara sahip çağdaş yerel yönetimleri geçirecek, tüm ezilenlerin kendilerini özgürce ifade edebilmelerine imkan sağlayarak tam bir düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü içerecek ölçüde demokratik, anti-faşist ve anti-şovenist; Kadınların kurtuluşunu, cins ayırımcılığına ve cinsel yönelimlerinden dolayı baskıya karşı mücadeleyi kurumsallaştıracak ölçüde anti cinsiyetçi; Militarizmi ordudan ibaret görmeyerek, toplumun ve siyasetin üzerinde yer alan ordunun, toplumu ve siyaseti şekillendirerek rejime temel karakterini veren yönlendirici konumda olduğu yarı askeri diktatörlükten başka bir şey olmayan askeri vesayet rejimine karşı oluşuyla anti militarist; İnsanın doğaya egemenliği yerine, insan-doğa uyumunu gerçekleştirip koruyacak bir anlayışla ekolojist, olmak durumundadır.

Çatı Partisi içinde yer alan yapılar, kendi kimlikleriyle ve kendi programlarıyla varlıklarını sürdüreceği için ortaklaşılan program dışında kendi programları üzerinden faaliyet sürdürme özgürlüğüne sahip olacaklardır. Dolayısıyla Çatı Partisi bileşenlerinden her hangi birisinin kendi programını ve nihai hedeflerini çatı partisine dayatma durumu da olmayacaktır. En azından Çatı Partisi federal yapısıyla, böyle bir dayatma ihtimalini büyük ölçüde azaltacaktır.

Çatı Partisi hangi örgütsel ilkeler temelinde, nasıl bir örgütsel model olarak oluşturulabilir?

Çatı Partisi esnek federal bir yapı, bileşenlerinin özerk olduğu bir cephe örgütü olmalıdır. Başlangıçta güçler eşitsizliğinin yaratacağı kimi sorunlar yaşansa da bu doğrultudaki ortak faaliyetin sonucu olarak işçi sınıfı siyasete çekildikçe bu sorunların da üstesinden gelinecektir. Çatı Partisi'nin oluşumunu birkaç grup arasındaki biraraya gelişe indirgemek, sisteme karşı en genel muhalefet hareketinin biraraya getirilmesinin önündeki engeli oluşturur. Partilerden bireylere kadar geniş bir yelpazeyi bünyesinde barındıracak bir hareketin esas olarak bir taban hareketi gibi geliştirilmesi gerekir. Tüm illerde başlatılacak alternatif yerel meclis türü örgütlenmelerin temsilcilerinin demokratik bir biçimde merkezileşmesi, bu girişimin gerçekleşmesinin ön adımının da, yine en geniş çevreleri içinde barındıracak geçici bir girişim meclisi biçiminde olması gerektiğini düşünüyorum. Çatı partisi, bir başka ifadeyle ezilenlerin koalisyonudur. Bu koalisyon örgütünde kararların mutabakatla alınması esas olmalı, alınan kararlar Çatı Partisi'nin bütün bileşenlerince içselleştirilerek, kolektif ve kitlesel bir mücadelenin yönlendiricisi olmalıdır. Böyle bir hareketin ortaya çıkması, siyasal yapılanmanın yeniden şekillenmesine yol açacak ve ezilenlerin temsilcilerinin siyaset sahnesinde güçlü bir biçimde yer almalarının olanaklarını da yaratacaktır.

Çatı Partisi geniş ölçüde kamuoyunda tartışıldı. Bu tartışmaları değerlendirir misiniz?

Çatı Partisi üzerine yürütülen tartışmalardan kabaca şu çıkarsamalarda bulunabiliriz: Çatı Partisi, kimilerince seçimler için oluşturulacak bir 'seçime katılım çatısı', bir başka ifade ile 'seçim partisi' olarak görülüyor. Çatı Partisi, AKP'ye karşı bir seçenek oluşturma ihtiyacının formülasyonu olarak ileri sürülüyor. Çatı Partisi'nin olası bileşenleri sistem güçlerine kadar genişletilip, Çatı Partisi, iktidar hedefli sistem dışı bir mücadele aracı olmaktan çıkarılıyor.

Çatı Partisi ihtiyacını dile getirenlerden kimileri, bu yapının 'kimlerle' oluşturulması gerektiği noktasına takılmaktadır. Ancak bütün bu tartışmaların, iki halkın mücadele birliğinin sağlanmasına duyulan ihtiyacı ve sistem karşıtı muhalefetin dağınıklıktan kurtularak siyasetin etkin ve aktif bir öznesi olması yönündeki beklentileri artırmış olması da bir olumluluktur. Tarih bize her zaman aynı imkanları sunmaz. Kaçırılan her imkan belki de on yılların heba olmasına neden olan gelişmelere yol açar. Artık olumsuz deneylerden öğrenerek önümüze çıkan bu imkanı iyi değerlendirmeliyiz.


Adalet ve dayanışmanın ilk adımı Çatı Partisi olabilir

Bugüne kadar Kürt Özgürlük Hareketi'yle kendi örgütü arasına 'mesafe' koyarak 'Türk emekçilerinin' desteğini kazanma çizgisi her hangi bir başarı elde edemedi. Buradan hareketle Çatı Partisi'nde Kürt Özgürlük Hareketi ile ittifak kurmaya bugün de yanaşmayan 'sol çevreler' hakkında değerlendirmeniz nedir?

Öncelikle, Kürtlerden uzak durma anlayışıyla sınıfı gerekçe göstererek yan çizenlerin durumuyla, Çatı Partisi'nin sağlam temellere oturtulması için işçi sınıfının siyaset sahnesine çekilmesi yaklaşımını savunmanın bir ve aynı şey olmadığını söylemeliyim. Bugün nesnel olarak devrimci demokratik bir Kürt Hareketi'nin varlığına karşın, batıda politik bir işçi hareketinin olmadığı bir gerçekliktir. Çatı Partisi'yle işçi sınıfı partisini birbirinin karşısına koyma anlayışını ya da işçi sınıfının siyaset sahnesine çekilmesi sorunuyla, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü meselesini karşı karşıya koyan yaklaşımlar doğru olmadığı gibi, olmayanlardan başlayarak olabilecek olanları da heba etme anlayışıdır. Dolayısıyla karşımıza dikilen meseleleri ittifaktan bir biçimde kaçmak suretiyle aşmaya kalkışmak yerine, sorunların temelinde yatan asıl meseleye çözüm bulmaya çalışırken ittifak ilişkilerini de sürdürmeye devam etmek gerekir. Esas zaafımızın sınıfın siyaset arenasına müdahalesi eksikliğinde olduğunu düşünenler, böyle bir ittifakın içerisinde yer alırken, kendi örgütlenme çabalarını da işçi sınıfının örgütlenmesi ve birleşik bir güç olarak siyasete müdahalesi doğrultusuna yöneltirler. Benim değerlendirmelerim Çatı Partisi'ne esastan karşı çıkmayan, ama gerekçeler üreterek ipe un serenlere yöneliktir. Sosyalist hareket içindeki yarılmada 'ulusalcı sol' kulvarda konumlanan ve sol, sosyalist etiketini kullanarak şoven bir karakter kazananları değerlendirme dışı tutuyorum.

AB hedefini savunanlarla sosyalizm hedefini savunanlar aynı Çatı altında birlikte nasıl yürüyecek?

Bildiğim kadarıyla AB hedefini ilkesel olarak savunan çatı partisi taraftarı her hangi bir parti ya da örgüt yok. Böyle düşünen bireyler var. Kaldı ki Çatı Partisi'nin hedefleri arasında AB hedefinin olması devrimci demokratik bir programın ilkesel yaklaşımı gereği söz konusu olamaz. Eğer böyle bir hedefi olan parti, örgüt ve kişiler, Çatı Partisi'nin programını kabul ediyorsa Çatı Partisi'ne dayatma da bulunmadan kendi hedefleri doğrultusunda kendi faaliyetini yürütebilir.

Çatı Partisi, farklı iki sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-politik bölgeden oluşan Türkiye'de bu iki bölgenin özgünlüklerini izleyeceği programatik çizgiye nasıl yansıtmalı?

Bölgenin sömürge gerçekliği, zaten baştan nesnel olarak iki farklı sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-politik gerçekliğin varlığını önümüze koyar. Kürtlere karşı yürütülen sömürge savaşı ise bu farklılıkları daha da derinleştirmiştir. Çatı Partisi bu gerçekliğin farkında olarak, sömürgeci ilişkilere son verecek bir yaklaşımla Kürt sorununun eşitlik temelinde adil ve demokratik çözümünü savunmalı, programında bölgedeki yoğun yoksulluğu ve bölgeler arası dengesizliği giderici, pozitif ayırımcı taleplere yer vermelidir. Yine bu farklılığın azaltılması için, bölgenin doğal kaynaklarından ve enerji işletmelerinden sağlanan üretim değerlerinin yerel yönetimler eliyle bölgenin kalkınması ve yoksullukla mücadele için kullanılması savunulmalıdır. Kürt kimliğinin anayasada tanınarak, anadilde eğitim ve öğretimin anayasal güvenceye alınması ve Kürtçe'nin kamusal alanda serbestçe kullanılabilmesi için yasal düzenlemeler yapılarak çok dilli resmi hizmet ve siyasi faaliyet serbestliği Çatı Partisi'nin programında yer almalıdır.

Yaşanan bu deneyimler ışığında, zorlukları ve bu zorlukların önümüze çıkaracağı engelleri aşma iradesine ve kararlılığına sahip olursak, geleceği adalet ve dayanışma temelinde bugünden kurmanın ilk adımı olarak Çatı Partisi adımını atmış oluruz.

Gündem Online

Yorumlar

ÇATI PARTİSİ 'Çatı

ÇATI PARTİSİ 'Çatı Partisi' fikri her ne kadar Türk ve Kürt soluna yabancı olmasada; bu düşünce kendini çeşitli zamanlarda platformlar,seçim ittifakları ve ortak eylem organizasyonları biçimlerinde kendini gösterip,bir süre devem ederek ardından çeşitli gerekçeler nedeniyle dağılma,işlevini yerine getirememe ve hüsran ile neticelenmiş olsa dahi; kritik bir süreçte olan demokrasi cephemiz için bu denenmelidir.Pratiği için yeterince hayati gerekçe vardır...Ortak girişim sonucunun negatif olmaması için bazı sorulara içlerimizde net bir açıklıkla cevap vermemiz gerekir... -Neden çatı partisi? Öncelikle,elbette o gün için...Ve hedefimize doğru atılan büyük bir adım olacağından... Solun 38 yıldır genel gidişatı malumdur.Kendi kendini tüketen bir ideoloji haline getirdik kurtuluşumuzu.Hem bu seyiri hemde bölük pörçük olmuş soldan halklarımızın külliyen umut kesmemesi için tarihin armağanı olan bu fırsat kaçmamalıdır. Genel bir bakış yapıldığı zaman siyasal ve toplumsal sürecin(ergenekon,akp,türban,operasyonlar,seçimler,baskılar v.s)bizlere çatı partisinin en devrimci tutum olduğunu gösteriyor. -Peki nasıl bir çatı partisi? Bir kere kesin olan şudur, herhangi bir parti ,dernek veya örgütün kendini feshetmesi söz konusu değildir.Bu sonraki aşamadır.Birlik ve beraberlik duygusu pekişip,ruhlara işlediği zaman ,ayrım noktaları ortak çözüme maruz kalınca elbette tek partide olunur.Çatı partisinde ortak paydalar üzerinden bir mücadele birliği söz konusudur.Bu paydalar insanlığın ve demokrasinin evrensel ilkeleridir.Bu bahis konusu ilkeler, iyi bir şekilde saptanmalı ve ilk adım buradan atılmalıdır. Evet dediğimiz taktirde rehberimiz tarihimizdir.Aşırı yakın tarihimizde 'Bin Umut Adayları' gibi bir meşale durmakta.