Nişanyan olayı üzerinden feministlere saldırılarda, moda deyimiyle "bilgi kirliliği”nden, gerçeğe uymayan ön kabullerden ve olanların çarpıtılarak aktarılmasından göz gözü görmüyor. Örneğin feministlere saldırıların ortak hareket noktalarından birisi de Agos'u boykot çağrısı yapıldığı. O kadar ki, buna inanmayan yok gibi. Öte yandan, feministlerin Agos yönetimine hitap eden metinde tahrifat yaparak, imzacıları kandırarak, Sevan Nişanyan’ın "işten atılmasını" talebini imzalar alındıktan sonra ekledikleri iddiası gibi, gerçek dışı beyanlar da söz konusu. Bir de, Etyen Mahçupyan'ın meseleyi özetlerken, sürecin değişik aşamalarında, farklı kişiler tarafından hazırlanan metinleri göz göre göre karıştırarak aktarması ve okuyucuyu yanlış bilgilendirmesi gibi vahim bir durum var. Sadece bu bile, süreci derli toplu bir şekilde ortaya koymayı zorunluluk haline getirmiş durumda.
31 Mayıs 2008 -Sevan Nişanyan'ın eşinin üzerine dışkısını boşalttığı haberi feministlerin gündemine olayın gazetelere yansıyan haberinin 1500 civarında üyesi bulunan kadın kurultayı e-posta grubuna tarihinde gönderilmesiyle girdi.
09 Haziran 2008 -Aynı haber 350 civarında üyesi bulunan feminist gruba da düştü.
11 Haziran 2008 -Aynı mekanı paylaşan Agos gazetesi ve Hrant Dink Vakfı’nda çalışan 13 kadının Sevan Nişanyan'ın karisinin kafasından aşağı dışkısını boşaltmasını protesto eden bir metni Agos yönetimine ilettiği bilgisi feminist e-posta grubuna bildirildi. Aktarıldığına göre, metin önce "Sevan Nişanyan Özür Dilemelidir" baslığı ile imzaya açılmış, imzalar toplanırken metin genişletilmiş, başlığı "Sevan Nişanyan'ı protesto ediyoruz" seklinde değiştirilmiş ve Agos gazetesinin Sevan Nişanyan’ın bir kadına uyguladığı bu aşağılayıcı şiddet karşısında sessiz kalmaması talebiyle bitirilmiştir. Bu metin, el yazısıyla atılan 13 imzayla Agos yönetimine iletilir.
“El yazısıyla imza”yı vurgulamamın nedeni açıklıyorum: Etyen Mahçupyan aynı yazısında imzacılara sorulmadan “cezalandırma” talebinin eklendiğini, yani imzacıların “düpedüz kandırıldığı”nı iddia etmiş. Gerçeğe bu kadar aykırı bir iddiaya ( belli oluyordur, “yalancılık” dememek için alternatif sözcükler arıyorum) ancak okurlarını bile bile, kasıtlı olarak yanıltmak isteyen başvurur. Bu iddia, gerçek dişi olmasının yani sıra, her şeyden önce imzacılara saygısızlık, çünkü imzacılar her biri metni özgür iradeleriyle, kendi elleriyle imzalamışlar. "Mışlar" diyorum, yine çünkü, bu metinler feminist grup tarafından hazırlanmadı. İmzacılar tarafından hazırlandıktan, imzalar atıldıktan ve yönetime ulaştırıldıktan sonra feminist grubun haberi oldu. Mahçupyan bu metinlerin feministler tarafından hazırlanıp “imzalatıldığını” iddia ederek, kendisine güvenen okuyucularını göz göre göre yanıltıyor. Ayrıca metinde bir “cezalandırma” talebi söz konusu değil. Metinde varolan “Agos'tan sessiz kalmamasını istemek” bir cezalandırma olarak nitelendirilemez.
Ek 1. Agos içinden Agos yönetimine
Simdi burada bir parantez daha açalım: Etyen Mahçupyan 13 Temmuz tarihli Taraf gazetesindeki köşesinde, imzacıların çoğunun Agos çalışanı olmadığını iddia etti. Oysa imzacıların dördü Agos gazetesi ile ayni mekanda faaliyet gösteren Hrant Dink Vakfı çalışanı idi. Bu dört kişiden ikisi aynı zamanda Agos davalarının avukatlığını yapmakta. Geri kalan dokuz kişi ise mutfaktan, aboneliğe, yazarlıktan, yazı kuruluna kadar çeşitli düzeylerde Agos'un içinden kadınlar.
11 Haziran 2008 -Agos yönetimine verilen ve Agos'un sessiz kalmamasını talep eden 13 imzalı metnin bilgisi feminist gruba iletildi. ve bilgilerin feminist grup dışına taşırılmamasına karar verildi. Tamamı Agos dostlarından ve çoğunluğu Agos okurlarından oluşan feminist grup bileşenleri olarak, bu konuda herhangi bir adım atmadan önce, bu metin üzerinden Agos yönetimiyle bir diyalog ortamı oluşacağını umuyorduk; ikna surecinin de işletilerek gereken tavrın alınacağı beklentisi içindeydik.
13 Haziran 2008 -Agos gazetesi Sevan Nişanyan’ın karısının üstüne dışkısını atmasını ya da bunun kınanmasını gündemine almaksızın, Sevan Nişanyan’ın yeni çıkan kitabıyla ilgili tam sayfa röportajını gazetede yayınladı. Bu bir anlamda Agos yönetiminin Sevan Nişanyan’ın şiddetine yaklaşımının habercisiydi.
17 Haziran 2008 -Gazetenin Genel Yayın yönetmeni Etyen Mahçupyan, 13 imzalı metne yazılı bir yanıt verdi. Mahçupyan bu yanıtında, "Sevan Nişanyan’ın kınanmasını talep eden dilekçenizin genel değerlendirme cümlelerine katılmakla birlikte; cinsel kimliklerimizi fazlasıyla aşan 'insani' tutumları ima eden ve iki kişi arasında yasanmış olan bir olayın siyasi tavırlarımıza araç teşkil etmesinin bir sınırı olması gerektiğini düşünüyor ve söz konusu sınırın bir gazetenin yazı işlerine ilişkin kararları belirleme noktasının altında olması gerektiğine inanıyorum" diyordu.
Burada bir parantez daha acarsak; Etyen Mahçupyan hem bu yazılı yanıtın hem de biraz sonra sözünü edeceğim "feministler dışarı" yazısının 6 kişilik yayın kurulunun ortak aklinin urunu olduğunu iddia etmekte. Sonrasında ne oldu bilinmez. Yani bugün 6 kişilik yayın kurulu ortak bir kanaat içinde olabilir. Ancak bu yayın kurulundan bazı kişiler 13 imzacı kadın arasında yer alıyor. Ve bu imzacı kadınlar bu metnin yaygınlaşma ve araçsallaştırma biçimlerine eleştirileri ile birlikte metnin arkasında olduğunu Mahçupyan'ın yanıtından ve "feministler dışarı" yazısından sonra da ifade etmişler.
Ek 2. Etyen Mahçupyan'dan 13 Kadına Yanıt
Bu yanıt sonrasında metnin imzacılarından Nuran Agan tarafından Sevan Nişanyan’ın sahsına bir mail atılarak özür dilemesi talep edildi.
Sevan Nişanyan ise yanıt olarak, "Müjde hanımın, Şirince köyündeki ekonomik ve sosyal gücünü kullanarak, hemcinsi olan iyi niyetli birkaç genç kadına yönelttiği kasıtlı, planlı ve onur kırıcı psikolojik şiddeti protesto etmek ihtiyacını duydum. Şiddete şiddetle karşılık vermeyi doğru bulmadığım için, Müjde hanımın davranışına tam olarak uyan sembolik bir jestle yetindim. Bunu, tüm bilgileri değerlendirdikten ve tarafları dinledikten sonra, açıkça yüzüne karsı yaptım. Üçüncü şahıslara karsı onurunun kırılmamasına da dikkat ettim," diyordu.
Ek 3. Sevan Nişanyan’dan mektup
17 Haziran 2008 -Feminist grup Agos içindeki girişimlerin sonuçsuz kaldığı konusunda bilgilendirildi. Yazışmalardan ilk kez haberdar oldu.
18 Haziran 2008 -Agos içindeki gelişmeleri takip eden ve Agos'un bu konuda bir tutum belirlemesini bekleyen feminist grup bileşenleri, Etyen Mahçupyan'ın ve Sevan Nişanyan'ın yazılı yanıtlarından sonra Agos yönetiminin tutumu belli oluncaya kadar erteledikleri adımı atmaya karar verdiler. Attıkları adımın iki boyutu vardı. Birincisi yaptığı şiddeti "sembolik bir jest" olarak niteleme cüretkarlığında bulunan Sevan Nişanyan'ı teşhir etmek, ikincisi ise Nişanyan'ın bu savunusunu da bilmesine rağmen Agos yönetiminin sesiz kalmasını ve Sevan Nişanyan'la ilişkisini aynı düzeyde sürdürmesini, Etyen Mahçupyan'ın feministlerin onlarca yıllık mücadelesi sonucunda ortaya konulmuş olan erkek şiddetinin politik içeriğini yok saymasını ve cinsiyetçiliği görmezden gelen bu türden bir demokratlık ve siyaset anlayışını protesto etmekti.
Erkek şiddetinin meşrulaştırılmasına karşı bu iki ayaklı mücadelede bizim için kritik nokta şuydu: Agos özel bir yere sahipti ve bizler için de özel bir önemi vardı. Tam da bu yüzden kimilerinin feministlerden, erkek şiddetini kınamaktan kaçınan Agos yönetimine bu özel yer ve özel önem nedeniyle "özel muamele" yapmalarını, çifte standart uygulamalarını bekleyeceğini biliyorduk. Oysa feminist mücadele, mahiyeti gereği, ancak hiçbir gerekçeyle "özel muamele" yapmaması koşuluyla tutarlı bir şekilde yürütülebilir.
Ancak bizler, aynı anda, cinsiyetçiliğe karşı mücadelemizin Türkiye koşullarında Agos'a karsı kullanılmaması için özen göstermeye gayret ettik. Hiçbir metnimizde Agos'u hedef almadık. Agos yönetimini sadece Nişanyan vakası özelinde eleştirdik. Yine bu mücadelede Müjde Nişanyan’ın hassasiyetleri de önemli idi. Bu nedenle sürecin basından itibaren Müjde Nişanyan ile bire bir ilişki kuruldu. Bilgilendirme yapıldı.
19 Haziran 2008 - Feminist grup, kamuoyuna Feminist kolektif imzasıyla bir açıklama yolladı. Metinde "Biz feministler, Sevan Nişanyan’ın gösterdiği pislikli şiddet karsısında tarafız. Sevan Nişanyan'ı her yerde teşhir edeceğiz. Sevan Nişanyan’ın çalışmalarında yer aldığı kurum ve çevreleri de feministlerle birlikte tutum almaya çağırıyoruz. Sevan Nişanyan’ın yazılarını hala yayınlamaya devam eden Agos yönetiminden ve Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahçupyan'dan da erkek şiddetine taraf olmaktan vazgeçmesini istiyoruz" deniyordu. Bu metin bizim bu süreç boyunca basına yolladığımız tek metindir
Ek 4. Basına yollanan tek metin
Feminist grup ayni tarihte Agos yönetimine ve çalışanlarına iletilmek üzere bir metin hazırladı. Açıklamada "Hukuki süreç bir kenara bırakılmadan , Nişanyan’ın önce karısından ve sonra tüm kadınlardan özür dilemesi gerekmektedir. Biz feministler, Sevan Nişanyan’ın gösterdiği pislikli şiddet karşısında tarafız. Sevan Nişanyan'ı her yerde teşhir edeceğiz. Nişanyan’ın yazılarını Agos'ta görmek istemiyoruz. Kadına yönelik şiddeti göz ardı eden Agos gazetesi yayın yönetmeni Etyen Mahçupyan'ı protesto ediyoruz. Agos yönetiminin kadına yönelik şiddeti meşru gören tutumundan derhal vazgeçeceğini umuyor, acilen bu konuda tutum almasını istiyoruz" deniliyordu.
Yukarıda alıntıladığım gibi feminist grubun toplu olarak hazırladığı iki metin ne Agos'u karsısına almış, ne Agos'a karşı bir yaptırım önermiş, ne Agos'u boykot ettiğini veya etmeye çağırdığını söylemiş, ne de Sevan Nişanyan’ın işten atılmasını talep etmiştir.
Ek 5. Agos yönetimine ve çalışanlarına
20 Haziran 2008 -Agos yönetimine ve çalışanlarına 207 imzalı metnimizi mail yoluyla ilettik. Bu metin bizimle Agos arasında dolaşıma giren bir metindi.
20-26 Haziran 2008 -Feminist Kolektif'in basın açıklaması çeşitli basın organlarında parça parça yer aldı.
27 Haziran 2008 -13 imzalı Agos ve Hrant Dink Vakfı çalışanlarının ilk kurum-içi metnini de, sonrasında feministlerin metnini de yayınlamayı reddeden Etyen Mahçupyan okurlarından sakladığı feminist eleştirilere köşesinden yanıt verdi. Yani Agos okurlarının, feministlerin ne dediğini birinci elden öğrenmesini engelledi ama onlara verdiği yanıtını okumalarını sağladı. Üstelik Mahçupyan'ın yazısı, aslında bir yanıt ye da bir tartışma yazısı değildi; bizler için kullandığı "gayri ahlaki", "utanç verici" gibi sözlerle, bu sözleri pekiştirecek şekilde defalarca "ahlak" sözcüğünü tekrarlamasıyla, tahripkâr, öfke dolu bir saldırıydı.
Böylece Etyen Mahçupyan, diyalog, özeleştiri ve ikna yolunu reddeden çizgisinden en küçük bir sapma göstermeden yoluna devam etti. Ve yazısını, "Bu yazar, yazılarına devam edecek. Feminist oldukları için buna tahammülü olmayanlar bizle ilişkilerini kesebilirler. Agos olarak sahip olduğumuz düstur 'insan olan beri gelsin’den ibarettir. Geri kalan herkese uğurlar ola" sözleriyle noktaladı.
Mahçupyan bu yazısında kendisinin 13 imzalı metne verdiği yanıttan "tek bir cümleyi" aldıklarını, o paragrafta "söz konusu şiddetin de kınandığından, olayın cinsel kimliği aşan insani bir boyutu olduğunun vurgulandığından ise" söz etmediklerini yazdı. Oysa o cevapta "söz konusu şiddet" kınanmıyordu. Sadece, "genel değerlendirmelerinize katılıyorum" deniyordu. Yani Mahçupyan, karısının basından aşağı dışkısını döken kocayı onaylamamak gibi 7'den 70'e herkesin paylaşacağı, asgarinin de asgarisi bir tutumu sanki takdire şayan bir şiddet karşıtı tutummuş gibi gösteriyor ve ağzından, kaleminden Nişanyan'ı kınadığına ilişkin en küçük bir sözcük çıkmamasına rağmen feministlerin bundan memnuniyet duymasını bekliyor. Mahçupyan'ın mektubundaki feministler için çarpıcı kısım Nişanyan’ın eyleminin erkeklikle ilgisi olmadığını, iki kişi arasında olduğu için siyasete malzeme edilmemesi gerektiğini iddia ettiği ve yazı işlerinin bu konuya ilgilenmemesi gerektiğini yazdığı kısımdır.Erkek şiddetinin arkasında yatan devasa sistemi yok sayan ve erkek şiddetini meşrulaştıran bolum de burasıdır. Bu yüzden biz metnimizde bu bolumu alıntıladık.
Ek 6. Feminizmin Bulanık Sularında - Etyen Mahcupyan
27 Haziran 2008 - Etyen Mahçupyan'ın kapıyı göstermesi üzerine ilk baştaki Agos yönetimine hitap eden13 imzalı metnin imzacılarından Nuran Agan istifa etti. İstifasını gerekçeleriyle Agos duyuru grubuna yolladı.
Ek 7. Nuran Agan’ın istifa yazısı
28 Haziran 2008 - Nuran’ın istifasıyla sonuçlanan süreç "Agos'ta feminist deprem" diye medyada yer aldı. Haberler feministlerin basına ve Agos yönetimine yolladıkları metin üzerinden değil; Sevan Nişanyan’ın eylemi, 13 imzalı metin, Mahçupyan'ın yazısı ve Nuran’ın istifası üzerine yapılmıştı.
1 Temmuz 2008 - Mahçupyan Taraf gazetesindeki köşesinde "Sevan sadece Sevan değildir" başlıklı bir yazı yazarak tartışmayı ve feministlerin muhalefetindeki netliği gölgelemeye çalışmaya devam etti. Mahçupyan, bu yazısında Agos yönetimine hitap eden ilk metin üzerinde tahrifat yapıldığı, imzacıların kandırıldığı iddiasını tekrar etti. Metinlerin farklı olmasının doğal olduğunu, çünkü 13 imzalı metinle 207 imzalı metni hazırlayanların da, imzacılarının da, taleplerinin de farklı olduğunu okurlarından gizledi.
Ek 8. Sevan sadece Sevan değildir -Etyen Mahçupyan (Taraf)
1 Temmuz - 10 temmuz 2008 – Medyada, yanlış bilgilendirmelerden yola çıkarak feministlere saldıran yazılar yer almaya devam etti.
4 Temmuz 2008 –Agos gazetesinde Agos çalışanları imzalı bir metin yayınlandı. İlk kez Agos sayfalarında Sevan Nişanyan’ın kınandığı görüldü. "Sevan Nişanyan’ın yazılarına son verilmemesi yönünde ortak bir eğilimin ağırlık kazandığı" duyuruluyordu. Ancak "Agos'un hedef alındığı" belirtilen yazıda, feministlerin Agos'un değil, Etyen Mahçupyan'ın şahsında somutlanan gazete yönetimini protesto ettikleri görünmez kılınıyordu. Ayni sayıda 13 imzalı ilk metinde imzası bulunan Karin Karakaşlı'nın feministlere yöneltilen eleştirilere cevap veren ve imzasının arkasında durduğunu belirten, Markar Esayan'ın da genel olarak feministlerle dayanışma gösteren, Nişanyan olayı özelinde ise feministlere kimi eleştirilerini dile getirdiği yazıları da yer alıyordu.
9 Temmuz 2008 –Filiz Kerestecioğlu, Ayşegül Devecioğlu ve ben randevu aldığımız Agos yönetimiyle görüşmeye gittik. Görüşmenin amacı, feministlerin hazırladıkları yeni metni Agos yönetimine iletmek, bu metni kamuoyu ile paylaşmadan önce Agos’ta yayınlanmasını talep etmekti. Bu vesileyle de kimi konuları tekrar açıklığa kavuşturmaktı. .
Görüşmede talebimiz reddedildi. Agos yönetiminin Agos'un hedef alındığına olan inancı, Agos'un "manevi olarak ele geçirilme" girişimiyle karşı karşıya kaldığı düşüncesi yönetim tarafından dile getirildi. Bu görüşmede de Nişanyan’ın şiddetinin erkeklikle ilgisi olmadığı, dolayısıyla feministlerin konusu olmadığı tekrar edildi.
Ek 9. Agos'a verilen metin
11 Temmuz 2008 – Agos gazetesinde Etyen Mahçupyan’ın "Agos'u sevenlere" baslıklı yazısı yayınlandı. Yazıda Etyen Mahçupyan feministlere bir kez daha ayni yıkıcı öfkeyle saldırmaya devam etti. Üstelik bu kez feministleri "niyet bozukluğu" ile, Agos'un "manevi kale"sini fethetme stratejisi gütmekle suçluyordu.
Bu yazıyı, meseleyi tartışmaktan çok, süreci derli toplu, tarih sırasına göre özetleyerek, feministlerin Agos'u boykot çağrısı yaptığı, Agos'a karsı kampanya yürüttüğü, imzaya açılan yazılarda tahrifat yaptığı gibi gerçek dışı iddiaların ne kadar dayanaksız olduğunu göstermek için yazdım. Yoksa, çeşitli kişilerin bu konu bağlamında yazdıkları feministlere saldırı yazılarında geçen, mesela, aynı şeyin bir kadın tarafından da yapılabileceği, dolayısıyla bunun feminizmin konusu olamayacağı, ya da meselenin özelliği ve siyasallaştırılmaması gerektiği… daha birçok -feminizmin çoktan çürüttüğü- tezlere ilişkin ne yazık ki bu memlekette hâlâ söyleyeceğimiz çok söz var.
Sevan / Agos bilgi kirliliği - Filiz Karakuş
Salı, Temmuz 22, 2008 - 12:36
İlgili Başlıklar
- Bir yıl oldu, ne oldu?
- Mardin Kızıltepe cinayeti dosyası
- Kapitalizmin anti-demokratik yüzü - Noam Chomsky
- Sosyalizmi terk etmek mi, sosyalizmle ilerlemek mi?
- Demiryolu taşımacılığı tasfiye ediliyor!
- 'Darbe Günlükleri'nin tam metni - Taraf
- Türkiye nereye, sol nereye? - SAV
- Çatı Partisi: Hedef ezilenlerin birliği
- Kriz: Uzun Vadeli bir Bakış - Immanuel Wallerstein
- Wall Street’in çöküşünden çıkan dersler - James Petras
