Bir maraton koşusu üniversiteye yerleşmek. Dershane aramaktı, dershaneye kaydolmaktı, sınava hazırlıktı derken sınav ve sonra tercihler. Herkes aldığı puana göre kafasında bir ya da birkaç bölüm tercihi oluşturur az çok. Ancak bu puanlar, her zaman istenilen şehirdeki üniversitelere yetmeyebilir. Herkes en azından yaşadığı şehirdeki üniversiteler hakkında bir fikre sahiptir. İş gelip de buraların dışındaki şehirlerde bulunan üniversiteleri tercih etmeye gelince, işte o zaman çok bilinmeyenli bir denklem oluşur. Gidilecek şehir ve üniversitenin koşulları işte o zaman tercihi yapacak olan öğrenci ve ailesi için değerlendirmeye muhtaç görülür. Biz de bu sıkıntıları yaşadığımız için bu durumdaki arkadaşlara “belki bir faydası olur” anlayışıyla en azından kendi bildiğimiz, gördüğümüz, yaşadığımız, okuduğumuz şehirler ve üniversiteler hakkında faydalı olabileceğini düşündüğümüz bir takım bilgileri paylaşalım istedik.
Çukurova Üniversitesi - Adana
Çukurova Üniversitesi, Yaşar Kemal'in memleketi ve romanlarında sıkça işlediği Çukurova'dan alır adını. Yaşar Kemal’in romanlarında anlattığı kadar sıcak bir şehirdir Adana. Öncelikle bu üniversiteyi tercih edecek olanların bilmesi gereken şey budur herhalde (sivrisinek hala olsa da sıtma şehirde görülmüyor artık!). Genellikle gazetelerin 3. sayfa haberleriyle duyulur Adana’nın adı. Ancak bu durum yaşamlarını Baraj Yolu'nda geçirecek öğrenciler için sık karşılaşılan bir durum olmaktan çıkar. Bu nedenle gönül rahatlığıyla tercihleriniz arasında düşünebilirsiniz Çukurova Üniversitesi’ni. Baraj Yolu üniversiteye en yakın yerleşim birimlerinin başında gelir ve öğrencilerin kalmak için tercih ettikleri muhitlerin başında gelir. Siz de eğer yurtlarda yapamaz iseniz muhakkak Baraj Yolu ve civarında ev bakmak zorunda kalırsınız. Barınmadan bahsetmişken; Adana için bu konudaki bir farklılığı belirtmek gerekir. Diğer şehirlerde alışkın olduğumuz aylık ev kirama durumu burada çok nadir görülür. Zira ev sahipleri evlerini yıllık kiralıyorlar. O nedenle “Eve çıkarım, aylık bir miktar öderim” fikrinde iseniz bu duruma biraz dikkat etmek zorundasınız. Çünkü yıllık 4-5 bin YTL olan kiralar ortalama bedellerdir. Bir ev tutmak için birkaç arkadaşınızla birlikte ortalama bu miktarlarda bir bütçe ayırmanız gerekmekte. "Ya kardeşim, hiç mi aylık kiralanacak ev yok?" derseniz, imkânsız değil tabi ancak biraz yorulmanız gerekecek. Tabi unutmadan; ev kiralarken işinize yarayacak bir kaç tüyo da vermeden geçmeyelim; öncelikle klasik rutubetsiz ve güneş gören ev mevzusu herkesin malumudur. Adana için dikkat edilmesi gereken hususlardan biri "güneş enerjili" bir ev tutmaktır. Çünkü doğalgaz, kalorifer gibi ısıtma sistemlerinin olmadığı Adana’da işinizi çok kolaylaştıran bir imkândır. Güneş enerjisiz bir ev tutmanızı kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Bir de Baraj Yolu üzerindeki evler ücret olarak biraz pahalı olabilir ancak biraz içerilere doğru gidildikçe fiyatlar da nispeten ucuzlamaktadır. Yurt Mahallesi bu açıdan tercih edilebilir bir mahalle.
Barınma konusunda son olarak: 3 ayrı yerde devlet yurtları var. Birincisi kampüsün içinde sayılabilecek kadar yakın Fevzi Çakmak Yurdu, çarşıda olan Sümer Yurdu ve Tellidere Yurdu. Adana’da genellikle yurtlar okulların ilk dönemlerinde kullanılır ve eve çıkılacak arkadaşlar edinildiğinden ilk dönem sonunda terk edilir. Zaten yurtların hali de pek çekilecek gibi değil.
Ulaşım konusunda ise adana özellikle İstanbul’la kıyaslanmayacak ölçüde rahattır. Ancak yolculuğunuzu çekilmez hale getirebilecek halk otobüslerini tercih etmenizi önermeyiz. Onun yerine kendinize ilk elden bir "kent kart" temin ederek yolculuklarınızı belediye otobüsleriyle yapabilirsiniz. Birçok yere tek otobüsle ulaşabileceğiniz bir ulaşım hattı var Adana’nın. Bir de son birkaç seçimdir seçim malzemesi yapılan metro inşaatı bitince işler biraz daha kolay hale gelebilir. Ancak yerel seçimler geçer geçmez metro inşaatına ara verilmeyeceğinin de garantisi yok.
Üniversiteye dönersek eğer, tek kampüsten oluşmakta. Tüm fakülteler Balcalı Kampüsü’ndedir. Üniversite kampüsü çok güzel bir manzaraya sahip. Okunacak cinsten bir kampüs, orda okumadınız diyelim, en azından gidip görülmesi gereken bir üniversite. Seyhan Baraj Gölü’yle çevrili olan kampüs, yeşilliğiyle de muazzam bir bütünlük oluşturuyor (resimler için bkz: http://www.cukurova.edu.tr/Content/Asp/Turkish/UnivAlbum1.asp). E, tabi bir üniversite sırf güzelliği için de okunmaz. Fakültelerindeki eğitim ve üniversitenin maddi olanakları da işin içine girince Anadolu üniversiteleri arasında öne çıkan bir üniversitedir Çukurova. Ziraat Fakültesi hatırı sayılır bir yer edinir üniversitede. Üniversitenin geniş arazileri bu anlamda Ziraat Fakültesi’ne üretim yapabilme olanağı tanır. Özellikle Eğitim Fakültesi, üniversitelerde unutulan akademik anlayışı (araştıran, sahada olan, öğrencileri okumaya ve araştırmaya yönlendiren) korumaya çalışmaktadır. Üniversitenin bir diğer önemli fakültesi Tıp Fakültesi. Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi, sadece Adana’nın değil bölgenin de en önemli hastanelerinden biri. Üniversitenin içerisinde sıkça hasta yakınları için kan arayan insanlara rastlayabilirsiniz. Eğer sağlık durumunuz elveriyorsa kendiniz, elvermiyorsa arkadaşlarınız aracılığı ile bu insanlara yardımcı olabilirsiniz. Çoğunlukla gelen insanlar Türkçe bilmediğinden, bu konuda zorluk çekebiliyorlar. Siz de eğer Arapça ya da Kürtçe biliyorsanız bu konuda da sizlerin yardımlarına muhtaç insanlara büyük yardımınız dokunur.
Diş Hekimliği, Eğitim, Fen-Edebiyat, Güzel Sanatlar, İktisadi ve İdari Bilimler, İlahiyat, Mühendislik ve Mimarlık, Su Ürünleri Fakülteleri ve Osmaniye Mühendislik Fakültesi, üniversitenin diğer fakülteleridir. Tabi her üniversitede karşılaşacağınız gibi fakülteler arasındaki öğrenci profili farklılığı gözünüze çarpacaktır. Eğitim Fakültesi öğrencileri daha girişken, sosyal ve siyasi yönlerden daha aktif bir özellik taşırken, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri vurdumduymaz bir biçimde davranırlar. Siz de eğer üniversiteye sadece okumayı değil, akademik-demokratik bir mücadele vermeyi düşünüyorsanız, Eğitim Fakültesi’nde sıkça bulanacaksınız demektir. Üniversitenin yıllardır bu anlamda bir hareketliliğe sahip olduğu bilinir. Solcu öğrencilerin çalışmalarını yürüttükleri Rektörlük-1 (R-1) dersliği bu anlamda gayet ünlüdür. Ancak son dönemde üniversitede tam anlamıyla bir polis işgali söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Zira 2006'da R-1 Kantini kapatılarak yerine derslik yapılmıştı. R-1 derslikleri önünde açılan stantlar bu sene rektörün ve polislerin hedefindeydi. Siz de üniversiteye gittiğinizde Özel Güvenlik Birimleriyle (ÖGB) ve polisle karşı karşıya gelebilirsiniz. Sözünüzü ve eyleminizi esirgemezsiniz herhalde bu üniversite asalaklarından.
Üniversitede daha önceki yıllarda yapılan alternatif bahar şenlikleri son polis saldırıları nedeniyle bu sene yapılamadı. Ancak okulda yapılan Newroz kutlamaları, tüm baskılara rağmen katılmaya değer bir şenlik ortamı sağlamakta. Ayrıca eğer halay çekmeyi biliyorsanız Çukurova’da yabancılık çekmezsiniz, eğer bilmiyorsanız üzülmeyin, bir dönemde beş yöre garanti öğrenirsiniz!
Bir de okulda uzak durmanız gereken unsurlar var. Rektörlük destekli Sinerji Kolu, Atatürkçü Düşünce Kolu (neo-faşist ADKF-İP odaklarının etkisindedir), Öğrenci Konseyleri gibi oluşumlar, okuldaki muhalif ortamı hazmedemeyen kafatasçı unsurlardır. Okuldaki tüm sivil faşist saldırıların arkasından sürekli bu "kol"lar çıkmaktadır. Bu oluşumlardan uzak durmalı ve her fırsatta onları teşhir etmelisiniz. Okulda Kürt ve Arap öğrencilerin yoğunluğu ve ayrıca Laz ve Çerkez öğrenciler, kampüs yaşamını kardeş halklar senfonisine dönüştürmekte. Bu avantajı iyi kullanıp bir sosyal laboratuar olan bu ortamdan bir sosyolog gibi halkların kültürel özelliklerine dair veriler elde edebilirsiniz. Bu anlamda üniversite yıllarınız, hayatınıza önemli bir deneyim katmış olur.
Ne diyelim; Çukurova'ya düşerse yolunuz, umarım bu veriler hayatınızı kolaylaştırır.
