Yazar Hakan Tahmaz: Yeni toplumsal hareketlerle ortak bir politik yürüyüş gerekiyor



Yazar Hakan Tahmaz: Toplumun ezilenleri, dışlananları, kimliği, cinsiyeti yok sayılanları bir arayış içine girdi. Kanımca Çatı Partisi veya başkaca arayışlar bunun bir sonucu olsa gerek. Yeni toplumsal hareketlerle ortak bir politik yürüyüş güzergahı oluşturmak gerekir.


Yeni toplumsal hareketlerle ortak bir politik yürüyüş gerekiyor

Yazar Hakan Tahmaz'ı sol ve demokrasi güçlerinin kitlesel bir siyasi odak olarak ortaya çıkması sorunları etrafında süren tartışmalara katılmasıyla da tanıyoruz. Kendisine Çatı Partisi çalışmalarını ve bu çalışmadan beklentilerini sorduk.

Çatı Partisi oluşumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çatı Partisi tartışmasını ortaya atanların temel kaygısı olan, solda güçlü bir odak oluşturma fikri, arayışı anlamlı ve önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kronikleşmiş problemlerinin çözümünün zemini ya da çözümünde motor gücün, özgürlükçü, demokratik, eşitlikçi sol irade veya odak olacağı yaşanan son gelişmelerle ortaya çıkmıştır. Son bir yıldır tıkanan ve krize sürüklenen rejimin sorunlarını aşmada 19 ve 20 yüzyılla ait eski siyasal ve örgütsel yapı ve anlayışların tıkanması toplumun savrulmasına yol açmaktadır. Bu nedenle toplumun ezilenleri, dışlananları, kimliği, cinsiyeti yok sayılanlar bir arayış içine girdi. Kanımca Çatı Partisi veya başkaca arayışlar bunun bir sonucu olsa gerek. Memleketin gidişatından rahatsız olanlar ve çözümün soldan ve demokrasi cephesinden verileceğini düşünen milyonlarca insan bu tür arayışların bir an önce sonuçlanmasını istiyorlar. Bir anlamda kendileri tanımlayacakları siyasal kimliğe, aidiyete ihtiyaç duyuyorlar. Bence sorunun düğümlendiği yer bu ihtiyaca yanıt verebilir bir çerçeveye ulaşıp ulaşamayacağıdır. Solda ihtiyacın ne olduğuna aklıselim ve doğru yanıt verebilirsek, geçmişte yaşadıklarımızdan doğru dersler çıkarabilirsek Çatı Partisi tartışmalarının doğru bir rotaya hızla gireceğinden hiç kuşkumuz olmasın.

Çatı Partisi'nin katılımcı bileşimi nasıl olmalı, bu konuda sınırlarınız var mı?

Sol bir alternatif olabilmesi, fikri ve programatik yenilenmesiyle gerçekleşebilir. Kapitalizmi aşmayı ve emek egemen bir toplum yaratmayı hedefleyen programatik zemine ihtiyaç var. Bu yeni ortak programatik zeminin içine sığan birey, çevre, yapıları taşıyacak bir örgütlenmeye ihtiyaç var. Memleketin en temel problemine ilişkin çözüm önerilerimizi ifade ettiğimiz programatik zemin bileşenlerinin sınırını da belirleyecektir. Böylece sınırımızı sübjektif kriterle belirlemiş olmayız, objektif bir çerçeve içinde kendini hissedenlerin hareketini yaratmış oluruz.

Bugün solun, demokrasi güçlerinin tartışması veya yanıtlaması gerek temel soru 21. yüzyılda Türkiye'nin temel problemlerine yanıt verecek programtik zemin nasıl oluşabilir sorusudur. Bilindiği gibi 12 Eylül sonrası sol yapılar örgütsel yenilenme doğrultusunda ciddi adımlar attılar. Birçok noktada kendilerini yenilediler. Ama bunu politik yenilenmeyle taçlandıramadıkları içinde tıkandılar, eridiler, hiçbir toplumsal etkisi olmayan yapılar haline dönüştüler. Bununla da kalmadılar tabii ki, Ergenekon davasında olduğu gibi toplumda ve siyasal alanda yaşanan altüst oluşlarda savrulmalar yaşamaktadır. Siyasetin sıkıştığı her yerde çoğu kez Kemalizm'in ipine sarılarak kurtulmaya çalışıldığı sürece de batağa daha fazla saplanıldı.

Çatı Partisi oluşumunda aydınlara büyük bir rol düştüğü belirtiliyor. Sizce böyle bir Çatı Partisi saflarında bağımsız aydınların kendi rollerini oynayabilmelerinin ön koşulları nelerdir?

Yeni oluşumda aydınların işlevli bir rol sahibi olabilmesi için sol ve demokrasi güçleri aydın hareketiyle olan duygusal kopuşlarını gidermeye dönük bir yürüyüş tarzını benimsemeleri gerekir. Bunun en önemli kaynağını aydınlarda oluşmuş olan politik duyarlığın kavranamaması, anlaşılamaması oluşturmaktadır. İkincisi ise aydınlar ya da bu süreçte herhangi politik aidiyet ilişki içinde yer almadan var olmak isteyen veya var olması istenenlerin neredeyse tamamı, var olan örgütlü yapılara karşı bir güvensizlik içindeler. En azından bunlarla sorunlar yaşamış ve kendilerine has duyarlıkları oluşmuş insanların kendilerini var edebilecekleri bir örgütsel form ve bunu garanti altına alan bir formülün bulunması gerekir. Daha açık ifadeyle bu arayışın merkezinde var olan örgütsel yapılar olduğu sürece, birey ya da aydınları sürece etkin ve aktif bir biçimde katabilmek oldukça zor. Bu acıdan çalışmanın üzerine oturacağı zemin, mevcut örgütlü yapılar mı olacak, yoksa aydınlar ve bireyler mi olacak sorusu bence bu tartışmanın en can alıcı birkaç sorusunda birini oluşturmaktadır. Kanaatimce bugün siyasal alanda etkin konumda olmayan ancak ciddi enerji oluşturabilecek olan esas güç herhangi bir siyasal örgütsel aidiyet bağı olmayan birey ve aydınlardır. Bu nedenle bunların parti içinde kendilerini güvende hissedebilecekleri ya da örgütlü güçler karşısında kendilerini politik veya örgütsel olarak korunaklı hissedecekleri bir tarzı işin başında yaratmalıyız.

Bundan önceki işbirliği, seçim ittifakları deneyimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kanımca bugüne kadar yapılan gerek seçim işbirlikleri gereke değişik isimler altında gerçekleşen örgütsel birlikler bugün ihtiyacımızın ve sorunumuzun ne olduğu veya ne yapılmaması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Anti-demokratik seçim yasasına karşı seçim işbirlikleri önemli ve anlamlıdır. Hatta bazıları yan yana gelen güçleri bir parça da olsa eğitmiştir, etkilemiştir. Bu tür taktik ihtiyaçlara yanıt verecek şeyler her zaman yapılabilir, yapılmalıdır. Sol ve demokrasi güçlerinin bundan kaçmasını anlamak mümkün değildir. Hiçbir şey bu kaçışı anlamlı kılmaz. Yine bu işbirliklerin ortaya çıkardığı bir gerçeklik de Kürt hareketini dışında tutarsak işbirliği yapanların toplumsal sınırlarının oldukça daraldığı ve etkilerinin en dip noktada seyrettiğidir.

Çatı Partisi bu deneyim açısından sizce nasıl ele alınmalı? Salt seçim işbirliğinin geçici örgütü olarak mı, yoksa uzun erimli bir yan yana geliş ve birlikte yürüyüşün örgütü olarak mı?

Bugünün temel ihtiyacı bir işbirliğinden daha çok yeni bir sol partinin inşasıdır. Mevcut partilerin bunun için işbirliği yapmasıdır. Bir güç birliği değil dört başı mamur bir politik odak yaratmak ve var olanların artık siyasal tarihimizin müzesinde yer almasını sağlamaktır.

Bunun için ilk adım var olanlarının yan yana gelmesiyse ikinci adım mutlaka ve mutlaka solun, demokrasi güçlerinin doğal yatağı olan emekçilerle, ezilenlerle, dışlananlarla, gençlerle, Kürtlerle, toplumun yarısını oluşturan kadınlarla, savaş ve küreselleşme karşıtlarıyla, çevrecilerle, bilcümle yeni toplumsal hareketlerle ortak bir politik yürüyüş güzergahı oluşturmak gerekir.

Oluşum sürecine ait sorunlar ertelenmemeli!

Çatı Partisi'nde yeni bir birliktelik kültürünün olmazsa olmazları hakkında görüşlerinizi açıklar mısınız?

Her şeyden önce oluşum sürecine ait sorunları erteleyen bir tarz benimsenmemelidir. Sorunlar çözülerek ilerlenmelidir. Örgütsel veya politik hiçbir gerekçe aleniyetin önüne geçilmesinin bahanesi olmamalıdır. Saydamlık, bilgiye ulaşım, üyelerin var oluşunun temel dayanağı olmalıdır. Grup, çevre hukuku kesinlikle reddedilmeli, kolektif hukuk örgütsel yapının temel direği olmalıdır. Bireyleri, çevre, grup ve topluluklar karşısında koruyan hukuksal yapı oluşturulmalıdır.

Değiştirmeyi düşündüğümüz toplumun hiçbir toplumsal değeriyle çatışılmamalı. Ama sistemin ürettiği hiçbir sembol, yapı, anlayışla da uzlaşılmamalıdır. Aksine bütün bunlardan kopuşu temel bir siyaset anlayışı olarak benimsenmelidir. Yani militarizmle, cinsiyetlilikle, siyasetin her türden vesayet altına alınmasıyla ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu felsefesiyle ve devlet, toplum yönetim anlayışı ve tarzıyla her türden göbek bağımızı koparmadan sol 21. yüzyılın solu olamaz.

Kürt halkıyla birlikte cephe önemli

Yard. Doç. Dr. Yasemin Özgün Çakar: Türkiye'nin bütün ezilen kesimlerinin, kadınlarının, yoksullarının, işsizlerinin ezilen Kürt halkıyla oluşturacakları bir cephenin son derece önemli ve hayati olduğunu düşünüyorum.

Çatı Partisi tartışmalarına ilgi gösteren aydınlardan Yard. Doç. Dr. Yasemin Özgün Çakar, sorularımıza verdiği yanıtlarla tartışmalara kimi yeni boyutlar kazandırdı...

Çatı Partisi oluşumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şu an bir yandan, yeniden yapılanan kapitalizmle bütünleşme çabaları içinde, emekçi halkların en temel yaşam, sağlık, barınma, su ve sağlıklı bir çevre haklarının acımasızca ellerinden alındığı bir ülkede yaşıyoruz. Bir yanda egemenlerin Kürt sorununa demokratik çözümü gerçekleştirmekten yana hiçbir adım atmaya yanaşmamalarıyla yaşadığımız sürekli bir savaş ortamı sözkonusu. Esas olarak emek eksenli olmakla beraber Türkiye'nin bütün ezilen kesimlerinin, kadınlarının, yoksullarının, güvencesiz, sigortasız çalışanlarının, işsizlerinin, ezilen Kürt halkıyla beraber oluşturacakları bir cephenin son derece önemli ve hayati olduğunu düşünüyorum.

Çatı Partisi oluşumunda aydınlara büyük bir rol düştüğü belirtiliyor. Sizce böyle bir Çatı Partisi saflarında aydınların kendi rollerini oynayabilmelerinin ön koşulları nelerdir?

Öncelikle Türkiye solunun kendi iç mücadeleleri ve sorunlu yapılarını oluşturulacak ittifak içine taşımamaları gerekiyor. KESK 12 Eylül sonrası Türkiye'de yaprak kımıldamadığı dönemlerde solun önemli bileşenlerini harekete geçiren ciddi bir dinamik oluşturmuştu. Ancak sol yapılar kendi iç mücadelelerini, sorunlu yapılanışlarını KESK üzerinden sürdürmeye kalktılar. Bugün gelinen noktada KESK'in hali kötüdür. Dolayısıyla bütün sol yapıların, öncelikle farklı örgütlenmelerde, birlikteliklerde yaşadıkları süreçlerin ciddi bir muhasebesini yapmaları gerekiyor. İçinde bulunduğumuz örgütlülüklerde bulunan hastalıklı yapılanmaları yeni bir birlikteliğe taşımanın sağlıklı bir yapı oluşturamayacağı aşikardır. Ayrıca aydınların var olan örgütlülükler ve sorunları üzerinde ciddi anlamda kafa yormaları gerekiyor; sendikal sorunları, örgütlenme sorunları, kapitalizmin günlük hayatta yarattığı tahribatın deşifre edilmesi, görünür kılınması için gereken anlatım yöntemleri üzerinde düşünmek gerekiyor.

Bundan önceki işbirliği, seçim ittifakları deneyimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Daha çok seçim dönemlerinde yukarıda sözünü ettiğim sol yapıların bir tür pazarlıkla oluşturdukları ittifakları çok anlamlı bulmuyorum. Sözgelimi; en son yapılan genel seçimlerde her ne kadar seçim sisteminden kaynaklanan zorunluluk sonucu ittifaklar oluşturulduysa da gerçek anlamda emekten, ezilenden, barıştan yana bir program ve ilkelerin ve bu ilkeleri taşıma gücüne sahip isimlerin aday olarak öne çıkması çok daha anlamlıydı. Oysa pazarlıklar sonucu kimi popüler ya da bu tür bir ittifakın ilkesel düzeyde gerçek anlamda temsilcisi olamayacak isimlerin aday olduğu görüldü. Bunların ötesinde seçim ittifaklarının yerelliklerde çok daha anlamlı birliktelik deneyimleri ortaya çıkardığını düşünüyorum. Her ne kadar tavandan tabana oluşturulduysa da tabanda ortak sorunlar ekseninde biraraya gelişler seçim sonuçlarına yansıyacak sonuçlar doğurmamakla beraber yerellerdeki seçim ittifakları önemli deneyimler olarak sürekli işbirliği için bir ön adım oluşturmayı başardılar. Şu an yerellerde kurulan Barış Meclisleri büyük ölçüde o ittifakların tohumlarını attığı birlikteliklerin devamlarıdır.

Çatı Partisi bu deneyim açısından sizce nasıl ele alınmalı? Salt seçim işbirliğinin geçici örgütü olarak mı, yoksa uzun erimli bir yan yana geliş ve birlikte yürüyüşün örgütü olarak mı?

Salt seçime yönelik ittifaklar durumsal olarak başvurulabilen bir seçenek olma özelliğini her zaman koruyabilir. Ancak kapitalizmin ve emperyalizmin gereklerine uygun olarak sermayenin yeniden yapılandığı, bir yandan derinleşirken bir yandan nehirlerden soluduğumuz havaya kadar her yöne uzanma eğilimi gösterirken; bir yandan da bölgesel savaşları körüklediği günümüzde Türkiye emekçilerini temsil eden bin parçalı örgütlerin bugünün gerçeklikleriyle tek tek mücadele etmeleri mümkün görünmüyor. Bu durumda elbette anti-kapitalist; emekten, ezilenden, dışlanandan yana uzun erimli bir ittifakı önemsemek ve bunun koşullarını oluşturmak gerekiyor.

Çatı Partisi'nde yeni bir birliktelik kültürünün olmazsa olmazları hakkında görüşlerinizi açıklar mısınız?

Yalnızca birkaç partinin tavan örgütlerinin biraraya gelmesinden oluşacak bir birliktelikten kaçınılmalı. Biraraya gelme, ya da parti oluşturma koşullarının ve ilkelerinin sendikalar, siyasi partiler ya da kapitalizmin yarattığı tahribata karşı, Kürtlere, Alevilere yönelik haksızlıklara karşı mahallesinde, bölgesinde ya da kadın örgütlülükleri içinde mücadele edenler vb. bütün örgütlü güçlerle beraberce tartışma süreci içinde ve mümkün olduğu kadar geçmişten gelen sorunlu yapıların sorgulanıp elimine edilmesi temelinde oluşturulması önemli.

Feminist örgütlülüklerle birlikte mücadele

Cinsiyetçilikle ilgili Çatı Partisi'nin programatik çerçevesi sizce nasıl olmalı?


Bugün neoliberal politikaların kadın emeğini patriyarkal yapıya eklemlenerek sömürmesine ek olarak emperyalizmin ürettiği savaşlarda en çok etkilenenler yine kadınlardır. Temel olarak birkaç başlıktan bahsetmek gerekirse sosyal devletin çökmesiyle beraber kadının görünmeyen ev içi emeğine duyulan ihtiyaç çok daha fazla artmıştır. Emeklilik, hakkı, sağlık, iş güvencesindeki tırpanlanma ve bunlarla paralel giden bir muhafazakarlaşma en çok kadını etkilemiştir. Bütün bu sorunların görünür kılınarak mücadele edilmesine dönük bir çerçeve gerekiyor. Daha önemlisi de Çatı Partisi'ni oluşturacak bileşenlerin özellikle sosyalist-feminist kadın örgütlülükleriyle birlikte olması ve bu birliktelik sonucu programatik bir çerçeve oluşturulması gerekiyor. Tabii bunun için en başta bugüne kadar pek başarılamamış bir şeyi başarmak ve emekten, barıştan, halkların kardeşliğinden yana biraraya gelen örgütlerin sosyalist-feminist örgütlülüklerle bütün bu konular ekseninde birlikte mücadele etme iradesini göstermeleri gerekiyor.

Gündem Online