Yoldaşlık Bilinci



Mücadelenin tüm diğer kavramları gibi yoldaşlık kavramını da derinleştirmeye ihtiyacımız vardır.

Yaşanılan süreçlerde yoldaşlık ilişkilerinin önemi yeterince görülememiş, genellikle kendiliğindenci yaklaşımlar hâkim olmuştur. Yoldaşlık ilişkileri bu kendiliğindenci zeminde, ya dostluk-arkadaşlık gibi geleneksel ilişkiler etkisinde şekillenmiş, ya da mücadelenin dolaysız sonucu olacağı zannedilerek kendi haline terkedilmiştir. Bu liberal ve dar boyutlu yaklaşımlar, mücadelenin zorlu ve zengin boyutlarını kavramaktan ve ona çözüm olmaktan uzaktır.

Herhangi bir siyasal organizasyon ancak iç ilişkilerinin elverdiği oranda siyasi etkinlik üretebilir. Daha fazlasını değil. Örneğin yoldaşlık ilişkileri, liberal ve kendiliğindenci tarzda oluşmuş bir yapının, radikal mücadele seviyesine gelebilmesi; gelebiliyorsa da bunu sürdürebilmesi beklenemez. Yapının doku sağlamlığı ne kadarsa, gösterebildiği siyasi etkinlik de o kadar olacaktır. Denebilir ki; bir siyasi iradenin kendi dokusunu oluşturabilme yeteneği hedeflerine ulaşma gücünün açık ölçüsüdür.

Eylemimiz-etkinliğimiz yoldaşlık ilişkilerinde bir seviye sıçramasına yol açmıyorsa, yani partilileşemiyorsa buza yazılmış yazı gibidir. Bir cephede kazanılan başka bir cephede kaybediliyor demektir. Bu yaklaşımla gelişme kaydedilemez.

Çokça yaşanmıştır; yoldaşlık ilişkisine ahbap çavuşluk, benmerkezcilik temelindeki yaklaşımlar, eylemde-etkinlikte yol alabilmiş olmalarına rağmen, mücadele hattında kalıcı olmayı hiç başaramamışlardır. Her taktik başarımız yoldaşlık ilişkilerinde bir sıçramaya dönüşmeli, ilişkiler daha ayrıntıda, daha bilinçli ve daha üst seviyede kurulmalıdır ki sistemli gelişmemiz mümkün olabilsin. İçte çekirdekleşme, dışta insanlık hareketi olma göreviyle karşı karşıya olunan bu süreçte, eğer yoldaşlıkta sistemli bir gelişme kaydedilemezse, kendiliğinden ilişkiler temelinde yürütülecek siyasi faaliyet kırılmalardan kurtulamayacaktır. Dokumuzdaki güçlenmeyi, başarımızın yegâne ölçüsü kabul ediyoruz.

Yoldaşlık ilişkisini genel geçer tanımlarla değil, düşmanın halka yaptığı dayatmaların inkâr oluşu temelinde ve eylemimizin niteliğine göre ele almalıyız.

Yoldaşlık, öncelikle bataklıklaşmış toplumsal ilişkilerin şiddetle inkârıdır. Neyi dayatıyor düzen? Benmerkezci, kendinden menkul ölçüleri olan, örgütsüzlük ilişkilerini mi? O halde yoldaşlık bizmerkezci, kolektif ölçüleri olan örgütlülük ilişkileri yaratabilmektir. Veya zayıf ve şiddetten yoksun, insanı değersizleştiren ilişkileri mi dayatıyor? O halde yoldaşlık güçlülüktür, insana değer katabilmektir. Ya da yüzeysel ve sahte ilişkileri mi? O halde yoldaşlık derinlikli ve sahici ilişkiler yaratabilmektir.

Düzen ilişkilerinin inkârı, şu ya da bu tarihsellikten kazanılmış kişiye ait değerlere dayanarak değil, kolektifin mücadeleden kazandığı değerler üzerinden olur. Bunun için yoldaşlık doğallığı aşan bir kurallılık ilişkisidir. Kendi gerçeğini görme ve değiştirmenin en güçlü aracı olan eleştiri-özeleştiri ve kurallılık temelinde oluşan parti üslubu, benleri, bizleştirir, kişiyi siyasi görüşün ve devrimci yaşam tarzının taşıyıcısı haline getirir. Yoldaşlık ilişkilerinde bu bizleşme geliştirilmeden, ne çaresiz bir bireyciliğe mahkûm olmuş ve ortak davranış yeteneği felç edilmiş toplumsal ilişkilere, devrimci darbe vurulabilir, ne de geleceğin yaşam tarzı, öncü ilişki olarak bugünde yaşatılabilir.
Yoldaşlık, parti atmosferi içinde devrimi yaşamanın adıdır. Ve bütün ilişkilerinde çözülen Türkiye toplumuna sunulabilecek en ileri ve insana yakışan ilişki tarzıdır.